7 Nisan 2017 Cuma

Milena'ya Mektuplar / Franz Kafka


“Vedalaşmıyorum. Bu bir veda değil, pusuda bekleyen yer çekimi beni tümüyle dibe çekmezse tabii. Ama sen yaşarken bu mümkün mü?”

Sanırım Kafka’nın Milena’ya yazdığı mektupları bilmeyen yoktur. Dostlar arasında tanışan Milena ve Kafka yazılarını çevirmek üzere haberleşmeye karar verirler ve böyle başlar satırların arasında aşk fısıldanan efsanevi mektuplar. Milena’nın mektuplarını bilmiyoruz, bildiklerimiz Kafka’nınkiler. Öyle derin, sarsıcı, ilmek ilmek, acıyı da içine katan bir aşk ki bu. Kavuşulmayan, narin duygularla bezenmiş bir aşk bu. Öyle uzun uzadıya “Seni seviyorum”lar yok içinde, bu daha çok iki mutsuz ve çaresiz insanın birbirine şifa vermesi gibi. Çok derin, içten ve yalın.

“Dertlenmemin sebebi, zamanımı alacak olması, oysa benim zamana ihtiyacım var, bin kere fazla zamana, mümkünse tüm zamanlara ihtiyacım var, senin için, seni düşünmek için, sende nefes almak için."

Kafka’nın mektuplarını okurken zaman zaman Milena’nın yazdıklarına dair ipuçları yakalıyoruz. Kafka’nın gündelik hallerini, hayat koşturmasını, hastalığını ve duygularını okuyoruz. Kitapta mektupta yer alan Kafka’nın bir çizimine bile yer verilmiş. Akademisyen editörlüğünde çevrilen kitapta ayrıntılı kelime seçimleri ve dipnotlar var. Başta Milena’ya dair bilgiler, sonda ise Milena’nın birkaç mektubuna yer veriliyor.

Milena’ya Mektuplar yoğun, oldukça dolu bir eser. Çabucak okunup bitirilebilecek türde değil bence. O kadar hüzünlü bir aşk ki, okurken oldukça yoruyor, yıpratıyor ve üzüyor. Kafka’nın iç dünyasında yolculuğa ve bu efsanevi aşkla tanışmaya hazırsanız Milena’ya Mektuplar okuyucusunu bekliyor.

Sevgilerle