9 Ocak 2017 Pazartesi

Sürgün Çocuklar / Margaret Peterson Haddix

Fantastik hatta biraz da distopya niteliğindeki kitapları sever misiniz? Eh bir de uzaylılar var tabi işin içinde. İşte Sürgün Çocuklar böyle bir serinin ilk kitabı. Başlarda olaylar biraz durgun ilerliyor gibi gözükse de sonradan hareketlenen kitabın türleri içinde ilginç bir çıkış noktası yakaladığını düşünüyorum.

Konusuna gelirsek en büyükleri 12 yaşında olan çocuklar yıllar önce güvenlikleri için ailelerinin yanından alınıp Fredkent adı verilen yere getirilip Fred anne ve babalarla büyütülürler. Bir gün ise artık gerçek anne babalarının yanına gönderilecekleri söylenen çocukları yepyeni, alışık olmadıkları bir hayat bekliyordur. Doğru bildikleri şeyler üstlerine çökerken çocukların yüzleşmesi gereken gerçekler vardır.

Özellikle fantastik sever gençlerin ilgisini çekeceğini düşündüğüm kitabın kapağının da kitapla bağlantılı olarak tasarlanması çok hoş olmuş. Bu tarz kitapları okumayı seviyorsanız bir bakabilirsiniz bence.

Tess ve Q Dönüşüm / Pepper Winters

Tess ve Q geri döndü! Serinin ilk kitabı Tess’in Gözyaşları’nın devam kitabı uzun bir aradan sonra okuyucularıyla buluştu. İlk kitapta Tess ve Q mutlu sona ulaşmış gibi görünse de işlerin ne kadar karıştığını bu kitapta görüyoruz. Meğer her şey daha yeni başlıyormuş!

Bu kitap serinin ilk kitabına göre kurguyu ve karakterleri daha derinlemesine oturtuyor. Oldukça hareketli bir giriş yapan kitap, oldukça akıcıydı. Serinin ikinci kitabının sonuna gelirken yazarın üçüncü bir kitabın daha müjdesini verdiğini anlıyoruz. Serinin yetişkinlere yönelik olduğunu da belirtmek gerek.

İlk kitaptakinden çok daha farklı bir Q ile tanışacağınız bu kitapta tahminleriniz bile zorlanırken Tess ve Q’nun aşkının sınanmasını okuyacaksınız. Kısacası seri hız kesmeden, aksine kurgusunu daha da sağlamlaştırarak devam ediyor. Serinin okuyucularına duyurulur.

Başarının Perde Arkası / Metin Sığırtmaç


Kişisel gelişim kitaplarını sever misiniz? Başarının Perde Arkası da bu türde bir kitap aslında ama bir farkla. Kitap gayrimenkul konularını ele alırken, bu alanda başarılı olmak isteyenlere de yol gösteriyor.

Kitap çok anlamlı bir önsözle başlıyor. Yazar kendi hayatından kesitler sunduğu bu bölümden sonra, adım adım başarı olmanın yollarını anlatıyor. Bol bol özlü sözlere yer verilen kitapta, dilin akıcı ve anlaşılır olduğunu belirtmekte fayda var.

Bu tarz konularla ilgileniyor ve bununla ilgili bir kitabın arayışındaysanız Başarının Perde Arkası’na bakabilirsiniz.

Uğultulu Tepeler / Emily Bronte


Aşkın ve nefretin kitabı deseler Uğultulu Tepeler’i söylerdim sanırım. O kadar yoğun, buram buram bir aşk ve nefret birleşimi var ki kitapta. Nesiller geçiyor ama bitmiyor. Catherine ve Heathcliff’in aşkı asla küllenmiyor.

O kadar yoğun bir konu akışı var ki kitapta, okurken bir an bile sıkılmıyorsunuz. Bununla birlikte hepinizin merak ettiği üzere çeviri çok başarılı, akıcı, anlaşılır ve güncel. Bez ciltli sert kapaklı tasarımın güzelliğine de ayrıca değinmek gerek.

Catherine ve Heatcliff, kitabın esas karakterleri fakat hiç öyle alışageldik esas oğlan ya da kız karakterleri değiller. İkisi de coşkun, ele avuca sığmaz, içinde iyilik ve kötülüğün karıştığı, bencil ve kibirli karakterler aslında. İmkansız bir hale gelen aşka tutulan bu iki kişi aşkları, kin ve nefretleri ile alevlenen, başkalarının hayatlarını da sonsuza dek etkileyen bitmek bilmez bir hikayenin kahramanı oluyorlar. Kitaptaki her bir karakter özenle oluşturulmuş gibi. Hepsinin üzerine ayrı bir roman yazılabilir adeta. Tüm duygular zirveyi yaşıyor adeta Uğultulu Tepeler’de. O kadar çarpıcı ve sarsıcı.

Klasiklerden ve akıcı olmayacağından çekinenler için şahane bir eser olduğunu düşünüyorum Uğultulu Tepeler’in. Bir an bile sıkılacağınızı düşünmüyorum. O denli sürükleyici. Kesinlikle tavsiyemdir.

Vadideki Zambak / Honore De Balzac


Balzac denince muhtemelen aklınıza Vadideki Zambak gelecektir. İç dünyasında yapayalnız, umutsuz ve mutsuz bir evliliğe saplanıp kalmış bir kadını anlatıyor bu klasik. Sadece onu da değil. Ailesi tarafından hiç sevgi görmemiş ama bu kadını görür görmez ölümsüz bir aşkla bağlanmış bir delikanlıyı ve onların sessiz aşkını da anlatıyor kitap.

Bu zor aşkı ele alan kitap, yoğun betimlemeler ile ara ara hayli yorucu olsa da okuyucu için gerçekten nakış gibi işlenmiş. Özellikle öyle zarif anlatımlı bir aşk ki içindeki, açıkça dile gelememiş her şeyin kitabın sonunda yoğun bir şekilde ele alınması çarpıcı bir son sağlamış.

Klasiklerdeki tedirginlik genelde çeviridir. Koridor Yayınları bez ciltlerle bastığı bu klasikte gerçekten hem baskı hem de çeviri anlamında çok iyi bir iş çıkarmış. Çeviri güncel, akıcı ve anlaşılır.

Yoğun edebi tadından dolayı klasik okumayı severlere sona bırakmalarını söyleyebileceğim bir eser Vadideki Zambak, fakat bir gün mutlaka da okunmalı.

Takvim Kızı/ Ocak ve Şubat / Audrey Carlan


Arkadya Bitter, yepyeni bir seri çıkardı, Takvim Kızı. Her ay yeni maceralarıyla karşımıza çıkacak olan serideki esas kızımız Mia. Hastanede olan babasının borçlarını ödemek zorunda kalan Mia, her ay farklı bir erkeğe eşlik edecektir. Konusunu okuduğumda sadece aşk teması üzerine eğileceğini düşünsem de çok daha yoğun ve duygulu bir seri ile karşılaştığımı anladım. Üstelik iki kitabı da ara veremeden ardı ardına okudum. Ne denli akıcı olduğunu siz düşünün.

Ocak ayında Mia, yeni hayatına alışmaya çalışırken yakışıklı, varlıklı ve romantik Wes ile tanışır. Tabi ki sonundan size bahsetmeyeceğim ama şubat ayına geldiğimizde bu sefer bir ressamın yanında buluyoruz Mia’yı. Her satırla birlikte Mia’nın hayatına, geçmişine ve karakterine dair ipuçları da yakalıyoruz. Bu şekilde kitabın derinliği ve duygusal yoğunluğu da artıyor. Sadece komik, hareketli ve yaramaz bir seri değil bu, ayrıca duygusal, hüzünlü ve hatta dram öğeleri içeren bir seri. Kitabın yetişkin içerikli olduğunu da belirtmem gerek.

Söylemeden geçemeyeceğim, kapakların tasarımı, ciltli yapısı, baskı kalitesi gerçekten mükemmel. Her ay değişen kapaklar kendi içinde de tasarım olarak bir bütünlük içeriyor.

Bitter tadında aşk romanlarını seviyorsanız bu seri gerçekten hem oldukça farklı hem de çok sürükleyici. Başlayınca nasıl bitirdiğinizi anlayamayacaksınız.

Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş Olacağım / Julie Anne Peters


“Kelimeler öldürür.”

15 yaşındaki Daelyn, hayatı boyunca akranlarının türlü zorbalıklarına maruz kalır. Nihayetinde insanlara karşı güvenini ve hayata karşı umudunu tüketip intihar etmeye karar verir. Daha önce de defalarca kez intiharı denemiş olan genç kız bu sefer kararını aldığı intiharının günlerini sayarken yeni başladığı lisesinin önünde her gün onu bekleyen tuhaf bir gençle tanışır. Hem çok farklı hem de fazlasıyla benzerdirler aslında. Acaba Santana, Daelyn’in kabuğunu kırıp onun yeniden hayata tutunmasını sağlayabilecek midir?

“Hiçbir şeyim. Hiç kimseyim. Yokum.”

Eğer daha önce Konuş Benimle ve Komik Bir Hikaye kitaplarını okuyup beğendiyseniz bu kitabı da büyük bir ilgiyle okuyacağınızı düşünüyorum. Depresyon, akran zorbalığı  gibi konuları ele alan kitabın verdiği mesajlar ile yediden yetmişe çok geniş bir kitleye hitap edebileceğini düşünüyorum. Çok akıcı ve çabucak bitiyor. Bununla beraber kapağını o kadar beğendim ki sanırım son zamanlarda en beğendiğim tasarım oldu. Üstelik kapak dokulu da bir yapıya sahip ve her zamanki gibi mıknatıslı.

“İnsanların bana söylediği bütün kötü şeyleri hatırlıyorum. Tombik. Şişko. Sulu göz. Şişko sulu göz… ben de acılarımı yiyerek dindirdim. Sonra da acılar beni yedi.”

İlgiyle okuyup bir günde bitirdiğim, dopdolu ve anlamlı bir kitaptı. Siz de bu tarz kitapları okumakla ilgileniyorsanız bu yepyeni kitaba bakabilirsiniz.

Tatar Çölü / Dino Buzzati


Denir ki insanlar ikiye ayrılırmış, Tatar Çölü’nü okuyanlar ve okumayanlar olarak. Ben artık okuyanların gözünden bakan biri olarak diyorum ki mutlaka okunmalı bu eser. Öyle çarpıcı, durağanlığının içinde öyle sarsıcı ki. Tatar Çölü’nün sonsuzluğuna bakarken, gelmeyen bir umudu beklerken geçen bir ömrü okurken kendini sorguluyor aslında insan.

Bastiani Kalesi’ne tayini çıkan Giovanni ile başlar kitap. Gençliğinin başında nice umutlarla görev yerine giden Giovanni hayalindeki kahramanlığı yaşamayı umut ederken, ha bugün ha yarın umuduyla ömrünü bir umudun sonsuzluğunda harcar Bastiani Kalesi’nde. Her şeyi ıskalar, her şeye geç kalır. Ne var ki bunu fark edebilmesi bir ömrünü alır.

İnsanı hayata dair sorgulatan, farklı bakış açıları oluşturan, okuduktan sonra uzun uzun düşündüren, yoğun anlamlar içeren, dopdolu bir eser Tatar Çölü. Övgüleri fazlasıyla hak ederken, adeta kollarımızdan tutup silkeleyerek hayatımıza, yaşantımıza bir kere daha dönüp bakmamızı sağlıyor. Bu çok özel eseri, mutlaka ama mutlaka okumalısınız.