21 Kasım 2016 Pazartesi

TÜYAP Kitap Fuarı İzlenimlerim / 2016

Merhabalar,

Herkesin merakla beklediği 12-20 Kasım tarihleri arasındaki TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı gözümüzü açıp kapayıncaya kadar bitti bile, tadı damağımızda kaldı. Çok keyifli, yorucu ve kalabalık bir fuar anısının üzerine söylenecek çok şey var tabi ki, başlayalım o halde:)

Öncelikle fuarın ne kadar kalabalık olduğundan başlayayım:) Buna rağmen kitap standlarının başında kitaplarla ilgili sohbet edebilmek, bütün kitapları bir arada görebilmek bu kalabalığa değer diyelim. İndirim derseniz istisnalar hariç genellikle oran %20-30 aralığındaydı diyebilirim. Günümüzdeki indirim oranları düşünüldüğünde fuarların kitap almaktan ziyade o doku ve atmosferi hissetmek adına yararlı olduğunu düşünüyorum. E tabi gitmişken hiç kitap almadan da olmuyor, insan ana kapılıyor:)

Bakalım fuardan kitaplığıma yeni giren kitaplar neler:

1) Aşk Dersleri / Alain De Botton

Çok büyük bir merak ve hevesle edindim. Listemde de vardı zaten. Yazarın aşk kavramını felsefik boyutta ele alışını hevesle okuyacağım. Ayrıca kapağı sizce de çok güzel değil mi? :)

2) Tatar Çölü / Dino Buzzati

Yine listemde yer alan, düşünmeden hemen aldığım bir kitap. Çok merak ettiklerimden.

3) Ermiş / Halil Cibran

Bakın listemden o kadar da uzak kalmamışım:) Yine listemde yer alan ve ilk kez tanışacağım bir kalem.

4) Sittaford Malikanesi'nin Gizemi / Agatha Christie

Gitmişken kitaplığıma bir Christie kitabı daha eklemeden olmazdı. Oldukça beğenilen bir kitap. Bakalım...

5) Ah'lar Ağacı / Pulbiber Mahallesi / Grapon Kağıtları / Didem Madak

Kitaplığımın yeni kitapları böyleyken, kitapları alırken ettiğim sohbetler, standların arasında kaybolmalarım, yorgunluktan perişan olmam da bana tatlı anılar olarak kaldı. Dilerim sizin de fuar ziyaretiniz keyifli geçmiştir:)

Sevgilerle

Obezite Kaderiniz Değil / Prof Dr Halil Coşkun

Obezite ve sağlıklı beslenme üzerine o kadar çok kitap var ki. Pozitif Yayınları'ndan çıkan bu yepyeni kitapta ise özellikle obezite cerrahisi ele alınıyor. Kitap obezite cerrahisi, öncesi, sonrası, bunun psikolojik boyutları, egzersiz gibi kısımları bir bütün olarak ele alıyor. İlk kez bu konuyu bu kadar irdeleyen bir kitapla karşılaştığım için türlerinden ayrıldığını düşünüyorum.

Yazar Prof Dr Halil Coşkun, sadece yazıdan değil aynı zamanda şekil ve şemalardan da yararlanmış kitabında. Özellikle kitabın başında sağlıkla ilgili okuyuculara uyarı yazısı da eklenmiş. Oldukça ciddi ve hassas bir konu olan obezite cerrahisi, kitabın sonundaki 18 sayfalık kaynakçayla bağlantılı olarak bilimsel verilerle anlatılmış.

Ayrıntılı ve terimsel bir dille yazılmış bu obezite cerrahisi üzerine kitapla ilgili karar sizin.

Sevgilerle

Senin Hikayen Hangisi / Serap Duygulu


"Herkesin bir hikayesi, her hikayenin bir kahramanı vardır. Ve her insan kendi hikayesinin kahramanıdır."

Ruh halimize iyi gelen, daha mutlu güçlü ve huzurlu hissettiren kitapları seviyorum. Buna rağmen kişisel gelişim kitaplarıyla aramın çok iyi olduğunu söyleyemem. Senin Hikayen Hangisi ise daha konusunu okuduğumda ümit vaadeden bir kitap olmuştu benim için. Yanıltmadı!

"Kaç yaşında olduğunu bilmesen kaç yaşında olurdun?"
-Satchel Page-

"...kendinizle ve fiziğinizle ilgili şeylere takılı kalırsanız, dönüp ruhunuza bakmalısınız. Asıl yara, asıl kırışıklık, asıl düzeltmemiz gereken şey oradadır."

Kitap adı gibi minik hikayelerle başlayan kısa kısa bölümlerden oluşuyor. O kadar akıcı, pırıl pırıl bir kalemle yazılmış ki bir oturuşta ardı ardına okuyorsunuz bölümleri. Ilık süt  gibi ısıtıyor içinizi. Kimi gerçek hayattan kimi dilden dile dolanan hayata dair minik hikayelerin ardından üzerine konuşuyor yazar. Ama ne tatlı bir konuşmak! O kadar sade, olduğu gibi, bir arkadaşınızla sohbet havasında, öğüt verici bir havadan uzak anlatıyor ki çok iyi geliyor böyle bir kitabı okumak içinize.

"Seçmek, seçmediğini kaybetmeyi göze almak demektir."
-Andre Gide-

Kitapta da dediği gibi hayatın karmaşasından biraz uzaklaşıp gökyüzüne bakmanın, mutlu olmanın ve kendi kendinin kıymetini bilmenin değerini bir kez daha fark ettiriyor size. Fark etmeden bir bakıyorsunuz kitap bitmiş. Benim kitabımın her yanı altı çizili satırlardan ve unutmak istemediğim hikayelerden oluşuyor. Dönüp dönüp okuyacağım bir başucu kitabı niteliğinde olduğunu düşünüyorum.

"Derler ki 'Mutluluk göz hizanızdadır.' Mutlu olmak için bir şeyler beklemeyin, mutlu edilmeyi beklerseniz, mutluluk nedir asla öğrenemezsiniz."

Kitaptaki bir hikayede dediği gibi mutluluğu en bulamayacağımız yere saklamışlar, içimize... Hep içimizde olan ama uzaklarda, başkalarında arayıp da bulamadığımız mutluluğu öyle güzel fark ettirmiş ki psikolog olan yazar, günlük hayatın karmaşasından yorulup, güneşli bir günde birkaç satır okumak isteyenler için çok iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum kitabın. Üstelik kısa bölümler halinde olması yoğun olanlar için "Nerede kaldım, kitaptan koptum" sorunu da yaşatmayacaktır. Göreceksiniz başucu kitabınız olacak:)

"Yapabileceğinizin en iyisini yapın, sonra bırakın hayat da sizin için elinden geleni yapsın..."

Sevgilerle

Yeraltından Notlar / Fyodor Dostoyevski / Koridor Yayınları

"Hedefe her yaklaştığında bir korku kaplar kalbini. İnsanoğlu hedefine yürümeyi sever; varmayı değil."

Uzun bir süre önce Dostoyevski'nin Yeraltından Notları'nı okumuş, tam anlamıyla kalemine hayran kalmıştım. Şimdilerde ise Koridor Yayınları'ndan çıkan bez ciltli ve yeni çevirisi ile kitabı ikinci kez okudum. Bu yazımda kitabın inceleme yazısını daha önce yazdığım için genel anlamda çeviri ve baskı özelliklerinden bahsedeceğim.

Yeraltından Notlar kitabına dair inceleme yazım için tıklayınız

Klasiklerde en dikkat ettiğimiz mutlaka çeviri oluyor. Yoksa hiçbir şey anlamayarak bir köşede okumadan unuttuğumuz klasikler zamanla "Ben klasik okuyamıyorum, sıkılıyorum" cümlesi haline geliyor. Oysa iyi bir çeviri şart bir eserin tadını alabilmek için. Yeraltından Notlar için çok fazla çeviri seçeneği mevcut farklı yayınevlerinden. Ben ilk okuduğum çeviriyi sevmiştim. Koridor Yayınları'nın çevirisini de gayet sevdim. Herhangi bir sorun, hata ile karşılaşmadım. Tabi ki Rusça bilmiyorum, eseri bu bakımdan özgün dili ile kıyaslamam mümkün değil ancak gayet açık, anlaşılır ve akıcıydı ve ben memnun kaldım. Bu akıcılık ve yalınlığının yanında eserin değeri korunarak zarafetini de kaybetmediğini belirtmeliyim.

"İnsanın kendisine karşı tamamen dürüst olması, gerçeklerden korkmaması mümkün müdür?"

Koridor Yayınları'nı bir adım öne çıkaran özelliklerden biri klasikleri bez ciltle çıkarması oldu. Yeraltından Notlar dışında Aşk ve Gurur, İki Şehrin Hikayesi, Satranç, İnsan Ne ile Yaşar, Dönüşüm, Bir Kadının Hayatından 24 Saat de bez ciltle klasikler arasında yerini aldı. Merak edenleriniz için Koridor Yayınları'ndan çıkan Aşk ve Gurur ile Satranç'ın incelemeleri blogumda mevcut.

"Canlılık denen şeyin ne olduğunu, nerede bulunduğunu bile bilmiyoruz. Elimizden kitaplarımızı alsalar, şaşkınlıktan artık hangi yola gideceğimizi, kimi destekleyip kimden sakınacağımızı, kimi sevip kimi hor göreceğimizi bilemeyiz."

Psikolojik çözümlemeler ve karakter tahlili içerikli insanın iç dünyasını sorguladığı klasiklere meraklıysanız Yeraltından Notlar'ı büyük bir beğeni ile okuyacaksınız.

Sevgilerle

Gizemli Erkek Avcısı / Aylem Güngördü


"Eros, kendi kazdığı kuyuya düşerse..."

Dişli, her istediğini ele eden kadınlar vardır. Seçil de tam böyle biri. Ta ki karşısına Baran çıkıp tüm ezberi bozulana kadar. Her geçen gün Baran'a daha çok kapılan Seçil çaresiz kalırken ilişki uzmanı Gizemli Erkek Avcısı'ndan yardım almaya karar verir. Fakat işler daha da karışmaya başlayacaktır:)

Konusu hayli ilgimi çeken kitabı okumaya başlar başlamaz geçmiş bir kitaba dair göndermeler olduğunu fark ettim. Meğerse yazarın önceki kitabı Külkedisinin Zayıflama Hikayesi'nden aşina olunan yan karakter Seçil'in aşk hikayesini tutuyormuşum elimde. Her ne kadar bir nevi devam niteliğinde olan kitaptan daha çok keyif almak için ilkini okumak gerekse de yazar ben gibi okuyucuları düşünmüş olsa gerek ki ilk kitaba dair pek çok özetleme ya da gönderme ile bu sorunu ortadan kaldırmış. Kitaba ve karakterlere hemen ısındım ve yabancılık hissetmedim.

Seçil çok renkli bir karakter, Baran ise bir o kadar gizemli. Okurken hem gülüyor, hem de iyi zaman geçiriyorsunuz. Özellikle tatlı bir aşk romanı olsa da okurken keyiflensem, kafam dağılsa diyorsanız Gizemli Erkek Avcısı'nı bir çırpıda okuyacağınızı düşünüyorum. Hem çok akıcı, hem de kendim bir günde bitirdiğimden biliyorum:)

Oyunbaz ve gizemli aşk romanlarını seviyor ve hayata bir mola diyorsanız elinizde kahvenizle Gizemli Erkek Avcısı'nı okuyup mutlu olabilirsiniz bence:)

Sevgilerle

Heidi / Johanna Spyri ve Heidi Büyüyor / Charles Tritten

Çocukluğumuzun kahramanıdır Heidi. Pembe tombul yanakları, her daim bitmeyen neşesi ve Alp'in kırlarında keçilerle koşturması ile hiç unutamadığımız masumiyetini sevdiğimiz çocukluk hatıramızdır. Şimdilerde Arkadya Yayınları Büyüklere Masallar serisine başladı ve ilk kitabı da Heidi oldu. İlk kitap bildiğimiz çocukluğumuzda okuduğumuz Heidi iken, ikinci kitap olan Heidi Büyüyor mutlu sonla bıraktığımız o küçük kızın gençliğe ve yetişkinliğe geçiş hikayesi. Kısacası yıllar sonra neler oluyor, hikaye nasıl devam ediyor öğrenme fırsatı elimizde:)

Bilmeyenler varsa ilk kitap olan Heidi'de teyzesi tarafından anne babasız küçük kızımızın Alplerde yaşayan büyükbabasına bırakılmasını ve keçi çobanı Peter ile arkadaş olup buradaki doğaya nasıl uyum sağlayıp mutlulukla dolup taştığını okuyoruz. Sadece bu kadar da değil. İçindeki mutluluk ve masumiyet ile çevresindeki herkesi de mutlulukla doldurduğunu ve kalplerini yumuşattığını görüyoruz. Hangi yaşta olursak olalım Heidi'yi okurken duygulanmamak mümkün değil bana göre, zira ilk kitapta ara ara o çocuk masumiyeti ve kalbi ile gözlerimin dolduğu bir gerçek.

Muhtemelen çoğunuzun merak ettiği ikinci kitap olan Heidi Büyüyor ise farklı bir yazara ait. Buna rağmen devam hikayesinde herhangi bir yabancılık ya da kopukluk hissetmedim. Tabi ki Heidi geçen zamanla birlikte hem kendisinde hem de çevresinde değişiklikler yaşıyor. Örneğin artık genç bir yetişkin olarak köyüne öğretmen olarak dönerek bu sefer de başka hayatlara yardım elini uzatmasını okuyoruz. Yeni karakterler kadar eski karakterleri de devam ettiriyor kitap. İlkine göre daha kısa ama tatmin edici bir sona sahip çok hoş bir devam hikayesiydi bence.

Heidi'nin her iki kitabının da yediden yetmişe çok geniş bir okuyucu kitlesine hitap edeceğini düşünüyorum. Kitapların bez cilt ve ilgi çekici kapaklarla çıktığını da belirtmem gerek. Eğer siz de nostalji yapıp Heidi'nin iyilik ve masumiyetle örülü dünyasını tekrar yaşamak ve devamını öğrenmek isterseniz Heidi, Peter, Clara ve Alp Amca sizleri Alplerde bekliyor:)

Sevgilerle

Erik Ağacı / Ellen Marie Wiseman

"Hayatın akışına kapılacağım. Yaralarım alıştığım, güzel anlarla kabuk bağlayacak. Çünkü geçmişte yaşarsam, hayatta kalamam."

İkinci Dünya Savaşı'nı ele alan mutlaka çok fazla kitap vardır ancak Erik Ağacı'nın hissettirdiği duygu ile döneme ait betimlemelerinin kuvveti ve bunların eş harmanlanışını çok özel bulduğumu belirtmeliyim. Alman bir genç kızın gözünden anlatılan olaylar, aynı zamanda Yahudi bir delikanlı ile imkansızlıklardan sıyrılmaya çalışan aşkını ele alıyor.

"Neyi özlüyorum biliyor musunuz? Isaac ile birlikte yumuşacık ekmek üzerine sürüp yediğimiz erik reçelinin tadını. O erik reçeli benim çocukluğum, hayallerim ve umutlarımdı."

Savaşın başından sonuna kadar Alman Christine ve ailesinin yaşadıklarını dinlerken, bir yandan da Yahudi Isaac ve ailesinin yaşadıklarını okuyoruz. O dönem yaşanan olaylar Christine'in gözünden ele alınırken kalbinizin acıdığını hissediyorsunuz. Yalın, akıcı ve güçlü betimlemelerle donatılmış cümleleriyle yazar okuyucuyu kalbinden yakalıyor. Kitabın sonunda yer alan yazar röportajı ise kitabın üzerinizdeki etkisini katlıyor.

Savaşın tarihi dokusu içine harmanlanmış hisli bir aşk hikayesini, tarihi detayların yoğunluğunda okumak isterseniz Erik Ağacı incelikle oluşturulmuş ve detaylarla bezenmiş kurgusuyla okuyup kitaplığınıza eklemekten memnun olacağınız bir kitap.

Sevgilerle