27 Ekim 2016 Perşembe

Aşk ve Gurur / Jane Austen / Koridor Yayınları

"Varlıklı ve bekar bir erkeğin kendisine er ya da geç bir eş seçmek zorunda olduğu, herkes tarafından tartışmasız olarak kabul edilen bir gerçektir."

Aşk ve Gurur ya da Gurur ve Önyargı. Sanırım Jane Austen'ın bu ölümsüz eserini duymayan kalmamıştır. O kadar bilindik bir eser ki kaç tane yayınevi tarafından çevirisinin yapılıp basıldığını bilemiyorum. Son dönemde ise Koridor Yayınları çevirdi Aşk ve Gurur'u ve bez ciltli gerçekten tasarımına hayran kaldığım bir kapakla okuyucuları ile buluşturdu. İlk kez yıllar önce okuduğum eseri, aylar önce de Martı Yayınları'ndan okumuştum. Bu seferki ise Koridor Yayınları'nın bu iddialı yeni baskısından oldu. Pek çok okuyucunun farklı yayınevleri tarafından basılmış dünya klasikleri konusunda hangisini seçecekleri konusunda kafasının karıştığını tahmin edebiliyorum. Bu yüzden bu yazımda kitabı çeviri ve baskı özellikleri bakımından değerlendirmeye çalışacağım.

Kitabın incelemesini içerik ve konu bakımından daha önce yazmıştım.

Aşk ve Gurur kitap incelemem için tıklayınız

Öncelikle kitabın baskı kalitesi, bez ciltli sert kapağı bugüne kadar gördüğüm diğerlerinin önüne geçtiğini düşünüyorum. Kitabın çok yüksek bir albenisi var bu kesin! Dünya klasiklerinin ölümsüz eserler olduğu düşünülürse hak ettikleri baskı kalitesinde olmaları beni mutlu ediyor. Unutmadan puntosu da gayet iyi:)

"Kendime karşı koyabilmek için boşuna mücadele ettim. Ama başaramadım. Duygularımı bastırmam mümkün değil. Size ne kadar hayran olduğumu ve sizi ne kadar sevdiğimi söylememe lütfen izin verin."

Gelelim pek çoğumuzun merak ettiği tercüme kısmına. Klasiklerde en belirleyici unsur elbette çeviri oluyor, çünkü kötü bir tercüme eserin değerini yeterince yansıtamadığı gibi okuyucuyu da eserden ve hatta uzun vadede klasik okumaktan soğutabiliyor. Aylar önce okuduğum Martı Yayınları'nın çevirisinden pek memnun kalmamıştım. Açık ve anlaşılır gelmemişti bana. Koridor Yayınları'nın çevirisi ise gayet anlaşılır ve akıcı. Eserin dili oldukça günlük, neredeyse bilmediğimiz, bugünlerde kullanmadığımız kelimeler yok denecek kadar az. Bu noktada kitabın tercih edilebilirliği bence ikiye ayrılıyor. Eğer öyle bir tercüme okuyayım ki dili su gibi aksın, anlamını bilmediğim kelimelerle yorulmayayım diyorsanız Koridor Yayınları çeviri tam sizlik! "Yok hayır, ben kitabın anlatıldığı o eski dönemi diliyle de daha iyi hissetmek istiyorum, çeviri o kadar da gündelik olmasın" diyorsanız kitabı önce diğer yayınevlerinin baskıları ile karşılaştırıp öyle edinmenizi öneririm. Dikkatimi çeken bir diğer konu ise, ara ara geçen, bugünlerde pek kullanılmayan kelimelerle gündelik dilin birbirine karışıp, eserin geçtiği dönem olarak kafamı karıştıran yapısıydı. Örneğin bir yerde "yılışık" kelimesini okurken, başka bir yerde "vahamet, isnat etmek, mazhar olmak" kelimeleriyle karşılaşmak biraz garip hissettirdi.

"Tedirginliğinden ve kaygısından söz ediyordu ama yüzünde kendisini tam anlamıyla güvende hissettiğinden süphe duymadığını gösteren bir ifade vardı. Bu, Elizabeth'i sadece daha da fazla öfkelendirmeye yaradı."

Son olarak, eseri özgün dilinden okumadığım için çeviriyi sadece akıcılık, anlaşılırlık ve dönem dokusunun dilini hayal eden bir okuyucu olarak okuyup yorumladığımı belirtmek isterim. Bu bakımdan henüz ilk baskısını yapmış bu çevirinin yeni baskılarında bir kez daha gözden geçirilerek özenli çalışmalarını daha da başarılı hale getireceklerine inanıyorum.

Sevgilerle