24 Temmuz 2016 Pazar

Zümrüt Şelaleleri / Kimberley Freeman

"Hiç hayatın sana ait değilmiş gibi hissettiğin oldu mu? Sanki senin için önceden çizilmiş bir yolda çaresizce akıp gidiyormuşsun gibi..."

Kimberley Freeman'ın kalemi ile Kor Adası kitabı sayesinde tanışmış, çok sevmiştim ancak anlaşılan o ki yazar yeni kitabı Zümrüt Şelaleleri'nde çıtayı daha da yükselterek kurgu, anlatım ve duyguların aktarımında zirveyi görmüş. Kitabı bir buçuk günde elime yapışmış olarak okumuş olmam bunun bir kanıtı olsa gerek:)

Kitap geçmiş ve şimdilerden iki hikayenin etrafında şekilleniyor. 1926lardan Zümrüt Kaplıca Oteli'nde annesinin geçimini sağlamak için çalışan Violet'i tanıyoruz. Violet, otelin zengin müşterilerinden birine gönlünü kaptırınca olaylar sıradan bir aşk hikayesinden daha karmaşık bir noktaya doğru ilerlerken yıllar boyu sürecek bir sırrın da temeli atılmış oluyor. 2014ten de lauren çıkıyor karşımıza. Kardeşinin vefatı sonrası ailesinin yanından ayrılıp kendine bir yaşam kurmaya çalışan Lauren, Zümrüt Kaplıca Oteli'nin karşısındaki kafede çalışmaktadır. Birgün otelde bulduğu eski aşk mektupları şimdiki zamanla geçmiş arasında sırları açığa çıkaracak bir köprü kuracaktır.

Konusunun merak uyandırıcı olmasının yanı sıra kurgusu, anlatımı, karakter çeşitliliği ile çok zengin bir kitaptı. Aile, dostluk, aşk, gizem, macera gibi pek çok farklı konunun tek bir kitapta çok doğru oranlarda harmanlanışını görüyorsunuz. Üstelik bu çeşitlilik ve zenginliğe rağmen kitabın dilinde hiçbir ağırlık yok. Su gibi akıp gidiyor. Kitabın sonuna kadar bitmeyen bir merak ve "Şimdi ne olacak?" ilgisiyle okuyorsunuz.

Kitapta ağırlık geçmişteki hikayedeydi, buna rağmen Lauren'ın hikayesinin de geçiştirilmeden verilmesi çok iyiydi. Genelde ağırlık bir tarafa verildiğinde diğer kısmın önemsenmeyişi kitaba ilgimi düşüren etmenlerden oluyor. Zümrüt Şelaleleri'nde ise Lauren ve Violet'in hikayesinin çok doğru oranlarda verildiğini düşünüyorum. Kitabın sonuna geldiğinizde dolu dolu, kafanızdaki soruların yanıtlandığı bir roman okuduğunuzu hissedeceksiniz.

Özellikle yaz sıcaklarında hiçbir şey okuyamıyorum diyenlere, özellikle de geçmiş-şimdiki zamanda iki hikayeyi harmanlayan kitapları sevenlere Zümrüt Şelaleleri'nin çok iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Az olmayan sayfa sayısına rağmen sonuna nasıl geldiğinizi anlamayacak, kurguya hayran kalacaksınız.

Sevgilerle

3 Temmuz 2016 Pazar

Sebeb-i Saadetim / Şehnaz Kınacı

Nostalji kokulu aile hikayelerini sever misiniz? Hani boy boy çocukların büyüdüğünü gördüğünüz, değişen zamana eşlik ettiğiniz, sanki üç beş ömrü bir kerede yaşamış gibi yoğun ama bir o kadar da akıcı ilerleyen romanlar tam benlik diyorsanız Sebeb-i Saadetim'e hoş geldiniz:)

1900lü yılların başında, Ankara'da başlıyor olaylar. Bir ailenin mutluluk, evlilik, hüzün gibi pek çok noktada değişen ve gelişen hayatını izlerken tarihi detaylara da eşlik ediyorsunuz. Şayet kitap tarihi detaylarla beslenmese kendini okutan ama yalın bir kitap olarak  kalabilirdi. Tarih unsurunun zarifçe yerleştirilmesi kitaba zenginlik kattığı gibi pek çok karakterden oluşan kitapta zaman çizgisini yakalamakta okuyucuya da yardım ediyor.

Kitabın yalın, çabuk okunan, akıcı bir dili var. Neredeyse her sayfada merak duygusunu diri tutan olaylar var.  Kapağı da dokulu bir malzemeyle hazırlanmış olup, kapak tasarımının da içeriğindeki uzun vadeli nesiller boyu aile hikayesiyle örtüşür nitelikte olduğunu düşünüyorum.

Herkesin okumayı sevdiği kitap tarzları var. Eğer sizlerin tercihi aile dokulu, uzun vadeye yayılmış, hem duygusal hem sevgi dolu nitelikler taşıyan yormadan kendini okutan romanlar ise Sebeb-i Saadetim'e bakabilirsiniz.

Mutlu bayramlar...