30 Haziran 2016 Perşembe

Veronika Ölmek İstiyor / Paulo Coelho

"Taştan fışkıran bir pınar ol, suyu tutan bir kuyu olma."

Hayata bakış açımızı sorgulatan, yakalarımızdan silkeleyen kaç kitapla karşılaşır insan? Bana sorarsanız çok az. Pek çok kitabı beğeniyle okuyabilir insan ama sayfaları çevirdikçe tokat yemiş etkisi hissetmesi nadiren olur. İşte tam da o kitaptasınız şu an...

"Tüm ömrünü bir şeyler bekleyerek geçirmişti zaten; babasının işten eve dönmesini beklemek, sevgiliden gelecek, ama hiç gelmeyen mektubu, yıl sonu sınavlarını, treni, otobüsü, telefonu, tatilleri, tatillerin sonunu beklemek, hep beklemek..."

Veronika, genç güzel bir kız. Dışarıdan bakıldığında mutsuz olması ya da intihar etmesi için hiçbir sebebi yok. Oysa o intiharı seçiyor ve kitap bununla başlıyor. İntiharının ardından gözlerini akıl hastanesinde açan Veronika, doktorların söylediğine göre amacına da ulaşır. Birkaç gün içinde ölecektir. Sayılı günü, saati kalan bir kadın, tanımadığı hastalarla dolu bir akıl hastanesinde ne yapar, ne düşünür? Ruhun ibresi yaşama tutunmak için son bir çırpınış gösterir mi? Yaşam kayıp giderken fark edilen bir armağan mı?

"Hepimiz şu ya da bu biçimde deliyiz zaten."

Paulo Coelho'nun kalemini, satırlarındaki derinliği çok severim. Pek çok kitabını okuduğum gibi bu kitabını da yıllar önce okumuş ve çok etkilenmiştim. O kadar ki tekrar okumak istedim çünkü okuyup bir kenara bırakabileceğiniz bir kitap asla değil. Çok özel, anlamlı, her okuduğunuzda yaşama, umuda, insanlara dair çok şey öğreten, hayatınızı iyiden iyiye sorgulatan, tekrar tekrar çarpıp geçen bir eser. O kadar çok satırın altı çizili ki kitabımda...

"...insanlar hiçbir zaman kendilerine anlatılanlardan bir şey öğrenmezler, kendi çabalarıyla öğrenirler yalnızca."

Kitapta sadece Veronika'nın hikayesine eşlik etmiyorsunuz. Zedka ve Mari'nin öyküleri de bir o kadar çarpıcı. Bir şekilde hayattan kaçmış, kendini soyutlamış insanların yeniden yaşam arzularına kavuşmalarını sarsıcı sorgulamalar eşliğinde izliyorsunuz. Dili, ifadeleri hem çok yalın, akıcı hem de nakış gibi işlenilmiş. Kitabın kapak rengini ise -nane yeşili- çok sevsem de kapağı sevemedim. Veronika ve diğerlerinin öyküsü çok daha özenilmiş ve derin anlamlı bir kapağı hak ediyordu bence.

Ne anlatsam, ne söylesem kitabın özünü yeterince ifade edebileceğimi sanmıyorum. Veronika Ölmek İstiyor, hayatı sorgulatan,  döngüye takılıp giden hayatlarımıza seslenen, sakin ama bilge bir dost gibi. Özellikle de içindeki kuyudan su içme hikayesi gibi. Merak ettiniz biliyorum  ama hayır anlatmayacağım. Emin olun merak etmenize değecek kadar iyi ve hala söylememe gerek var mı bilmiyorum ama kitap kesinlikle tavsiyemdir. Hatta bir tavsiye daha. Brida'yı okudunuz mu? Ardından okuyacağınız Coelho kitabı da o olsun. Hangisini daha çok sevdiğinize karar veremeyeceksiniz.

Sevgilerle