19 Mayıs 2016 Perşembe

Yüzleşme ( Tutku Oyunları - 2 ) / Aleatha Romig

"Gerçek şu ki Claire kendini daha güçlü hissedebiliyordu, bu yeteneği daha önce vardıysa bile onu göremeyecek kadar kendini kapatmıştı. Tony'yi kızdırabilir ve onu sakinleştirebilirdi. Çok insan böyle bir güce sahipti. Belki başkaları da sahipti, fakat onlar bunu deneyebilecek kadar cesur ya da aptal değildi.
Claire ise cesur kelimesini kullanmayı seçiyordu."

Tutku Oyunları aylar önce okuduğum bir kitaptı. Claire, zengin ve başarılı bir iş adamı olan Anthony Rawling tarafından alıkonmuş, şiddetin pek çok şekline maruz kalmış ve tamamen kontrol altına alınmıştı. Kitabın devamı ise sürprizlerle ilerleyerek okuyanları şok etmiş, Claire'in kendini hapishanede bulması ile sonlanmıştı. Soluksuz okuduğumuz ilk kitabın devamını uzun süredir bekliyorduk. Sonunda Yüzleşme ile kavuştuk ancak o kadar özlemişiz ki başlamamız ile bitirmemiz bir oldu. Doyamadık:)

Mutluluğun bir kapısı kapanırken diğeri açılır, ancak kapanan kapıya çok uzun bir süre bakarsak, bizim için açılan diğer kapıyı göremeyiz."
-Helen Keller

İlk kitabı okuyanlar bilir, Claire'e sinir olmuş, daha mücadeleci olmasını istemiştik. Sanki sesimizi duymuşlar gibi bu kitapta taş gibi, kaya gibi, zeki mi zeki bir Claire bekliyordu bizi. Tabi ki hapisten kurtulmuş ve Tony ile yüzleşmeye tam olarak hazır bir Claire:) Adı gibi tam bir yüzleşme yaşandı ve Claire'in güçlü, Tony'nin ise afallamış, pişman, ılımlı, samimi yeni hallerini çok sevdim. Kitaba yeni yeni karakterler dahil olmuş ki nereden ne çıkacak meraklardayım. Ah unuttum, bir de sarışın, mavi gözlü yakışıklı Harry var ki aman aman! Claire'i Harry ile Tony arasında bir yerde görmeye başlıyoruz ki, neden bilmem ben ısınamadım Harry'ye. Fazla iyi, birşey çıkacak bence:) Şu yazdıklarımdan da anlamışsınızdır ki, kitabı okurken kendi kendimi yedim, çıldırdım, heyecandan kalbim güm güm attı. Bitirdiğimde gözlerim ayrı yerlere bakıyordu, daha ne diyeyim. Nasıl bir hızla okudum ben bile inanamadım.

"Geçmişte yaşadığımız acı dolu şeylerin bugün olduğumuz kişiye dönüşmemizde büyük bir rolü vardır."
-William Glasser

Kendi adıma ilk kitaptan çok daha şahane, akıcı, hareketli, heyecan dozu yüksek bir kitaptı. Evet, Tony çok azdı, daha çok Claire-Tony sahnesi olsa tadından yenmezdi ama muhtemelen onun da vakti var. Kitapta Tony'nin geçmişine dair kısımlar vardı. Bu da ilk kitaba dair düğümleri gevşetirken, üstüste yenilerinin atılmasını sağladı. Kafamda hem bazı sorular cevap buldu, hem de daha çok karıştı. Kitabın kapağında satranç taşları var ya, nedenini anlamak hiç zor değil. Claire ve Tony'nin satranç oyunu bu ve biz onların akıl sınırlarını zorlayan stratejilerini çözmeye çalışıyoruz. İşin özü mest etti beni ikinci kitap :) 

"Herkes saklanabilir. Zorluklarla yüzleşmek ve onların üstesinden gelmek, işte, sizi güçlü kılan budur."
-Sarah Dessen

İkinci kitabın ilkine göre daha çok stratejiye dönük, iyice ısınmış halini çok çok sevdim. Gerçi "Ayy ne olacak acaba?" diye kendimi yerden yere vururken "çat!" diye bitince "ama ama:'(" diye kalmadım değil. Serinin sıradaki kitabını ben gibi yana yakıla bekleyenlere yayınevinden gelen iyi haberi de vermek istiyorum. İkinci kitap iki kısım halinde çevrilmekte ve ikinci kısım olan Hesaplaşma için çok da beklemeyeceğiz. İsmine bakın ama ya, fazlasıyla merak uyandırmıyor mu?

Bir seri olsun çarpsın geçsin, yeni kitabını tırnaklarımı kemirerek bekleyeyim diyorsanız Tutku Oyunları tam sizlik derim, mutlaka bakın:)

(Tutku Oyunları serisi, fazlasıyla yetişkinlere yönelik içerik barındırmakta, şiddet öğeleri içermektedir.)

12 Mayıs 2016 Perşembe

Bir Yudum Sevgi / Aslıhan Akagöz

"Hayatımızda yaptığımız bazı tercihler bizi hiç beklemediğimiz bir yola sürükleyebilir."

Eski Türk filmlerini sever misiniz? Hani ne olacağını gayet iyi bilirsiniz, hikaye klasiktir ama sonuna kadar da izletir kendini. Belki de meraktan ziyade o mutlu hikayeye ortak olma sevdası götürür bizi. Bir Yudum Sevgi işte o samimi hikayeleri özleyenler için aranan kitap...

Sevgi hasta annesi, Fırat'sa tekerlekli sandalyedeki içe kapanık küçük oğluna anne sevgisi için evlenmek ister. Mecburiyetler ansızın Sevgi ile Fırat'ı bir evlilikte bir araya getirir. Anlaşmalı başlayan bu evlilik acaba aşkı da getirebilecek midir?

Aslıhan Akagöz'ün kalemiyle daha önce Çirkin Güzel serisi (iki kitaplık) sayesinde tanışmıştım. Oradaki tarzı da tıpkı bu kitaptaki gibi sıcak ve kolay okunurdu. Orada da tıpkı bir Türk filmine dalıp gitmişsiniz hissini veriyordu. Konu ve ele alınışı çok sürprizli değil evet ya da tahmin edemeyeceğiniz sonlar yok ama zaten yazarın da bunu amaçladığını düşünmüyorum. Sıcak, samimi hikayeleri ele alıyor ve bu samimiyeti yakalamada nazik ve kendine has bir kaleme sahip. Öyle ki bazı satırlarda Çirkin Güzel serisini okuyormuşçasına kaleminin o bilindik tadını bile hissettim.

Yerli yazarların kalemini seven, özellikle nostaljik filmleri hala sevgiyle izleyen, yormayan, film tadında kitaplar arayan okuyucular için Bir Yudum Sevgi hoş bir seçenek olacaktır.

Sevgiler...

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Aynadaki Adam / Hasan Saraç


"Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
                                                                                               Leo Tolstoy, Anna Karenina

Polisiye ile duygusal aile hikayelerinin karışımını sever misiniz? Böyle iki farklı konuyu bir araya getirebilme fikri bana her zaman hem çok zor hem de çok takdir edilesi gelmiştir. İki birbirinden uzak görünen ama aslında iç içe harmanlandığında harika bir birleşim oluşturan bu iki konu Aynadaki Adam'da bir araya geliyor. Hatta yanına biraz aşk bile ekleniyor:)


Polis komiseri Yonca, birgün yıllarca görmediği babasının bir olayda kurşunlandığını öğrenir. Bir anda kendini hem bugünün sorunları hem de geçmişin özlem, öfke, pişmanlık ve bilinmeyenleri arasında bulur. Yonca bir taraftan komadaki babasıyla ilgili geçmişini sorgularken bir yandan da babasının yaralanma olayını çözmeye çalışacak, bir yandan da grafiker sevgilisi ile ilişkisinin taşlarını yerinde tutmaya çaba harcayacaktır.

İlk bakışta sadece polisiye romanı gibi gözükmesine rağmen macera- aile-aşk gibi pek çok konuyu ele alan çok ayaklı bir romandı Aynadaki Adam. Bu tarz pek çok konuya temas eden romanların avantajı konu çeşitliliği olurken dezavantajı da çok fazla dala ayrılıp tek bir yönü derinlemesine ele alamaması oluyor maalesef.  Kitabın duygusal yönünün polisiye yönünden baskın olduğunu söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Özellikle baba-kız ilişkisinin ve geçmişle hesaplaşmaların yoğunluklu olarak ele alındığı kısımlar duygusal bakımdan romana katkı sağlamıştı. Polisiye yönü ise bunun ardında kalsa da romana hareketlilik katmıştı. Keşke bir tutam polisiye miktarı arttırılsa diye düşünmeden edemedim yine de. Aşk boyutu sıcak, samimi ve yalındı ancak kitapta en az ele alınan kısım da buydu bana kalırsa.

Aynadaki Adam, harmanlanmış konuları tek kitapta okumayı seven, akıcı ve samimi kitapları sevenler için beğenilesi bir kitap olacaktır. Yonca ile kitabın sayfalarında seyahat etmek oldukça enteresandı. Üstelik sona geldiğimde neden kitabın devamı olmasın ki diye de düşündüm. Olur bence, daha Yonca'dan çok hikaye çıkar bence:)

Sevgilerle

8 Mayıs 2016 Pazar

Eyvah! Evde mi Kaldım? / Becky Monson

Bir kitabı delire yuvarlana istediğiniz oldu mu? Arada olur bana, hele bir de romantik okuma krizim geldiyse eyvahlar olsun! Tüm faktörler bir araya geldiyse konusuna, adına bakıp "Hemen okumalıyım!" diye aklımda zıp zıp zıplayan kitabı bulup alıverdim:) Ne var ki beklenti en büyük düşmanımız işte. Kafamızda büyüttüğümüz her şey dönüp dolaşıp hayal kırıklığıyla neticeleniyor. Eyvah! Evde mi Kaldım? maalesef tam da böyle oldu benim için.

Julia, 32 yaşında ailesinin bodrum katında kedisiyle yaşayan, sevmediği bir işte çalışan, hayatı ev iş arasında dokunan, kendi tabiriyle tam bir "kız kurusu"dur. Bir gün çalıştığı iş yerinde işe yeni başlayan bir adamın tüm dünyasını değiştireceğini kim bilebilirdi ki? Tabi bunun için önce bıyıklarını aldırması gerekiyordur:) ( Şaka değil yahu:D )

"Gülümsemesi büyüleyiciydi. Hiç düşünmeden ben de ona gülümsedim. Normal insanlar gibi yani. Tanrım, bir kız kurusuna makyaj yapınca tam bir hanımefendiye dönüşeceğini kim bilebilirdi ki?"

Konu gerçekten çok iyi, üzerine onlarca şey yazılabilir. Coştukça coşulabilir, konu köpürdükçe köpürebilir hatta. Ama hayır, bunların hiçbiri olmadı. Evet Julia'nın hayatında pek çok yeni şey oldu fakat bunlar öyle olağan, öyle heyecansız ve olası bir şekilde oldu ki... Hatta aşk kısmı içinde aradığım o "büyüleyici" durumun olduğunu söyleyemeyeceğim. Esas oğlan da hiç öyle gözlerden kalpler fışkırtacak gibi değildi. Hatta ben aradaki aşkı pek hissedemedim desem yeridir. Kısacası kitap gerçekçi dokusuyla hayat gibiydi, oysa peri masalları seven biri olarak fark etmişsinizdir ki bu bana yetmedi, yetemedi:)

"Yaklaşık yüz kere e-mailimi gönder-al yaparak yeniledikten sonra aldığım cevap; 'Rica ederim' oldu. Benim bu mesajdan anladığım ise, 'Senden çocuğum olsun istiyorum.' "

Konunun açılması da hayli zaman aldı. Kitap sonlara doğru tam ilginçleşip hareketlenecekken bitti zaten:) Sanırım ben bu albenili kitap adından çok daha fazlasını beklediğimden hayal kırıklığına uğradım. Güldüm, eğlendim ama büyük çoğunlukla hadi artık bir şeyler olsun diye bir parça sıkılarak devam ettim.

Bahar geldi, eğlenip gülmelik yormayan aşk romanları istiyorum diyenler Eyvah! Evde mi Kaldım?a bakabilir ama beklentiyi de fazla yükseltmemek gerek, benden söylemesi;)

Mutlu haftalar:)