14 Aralık 2015 Pazartesi

Konuş Benimle / Laurie Halse Anderson



"Birine söylemeliydim belki. Söyleyip kurtulmalıydım. İçimden atıp çıkarmalıydım."

Bir kitap esas kısın ağzından, lisedeki ilk gün ile başlasa ne düşünürdünüz? Bunun bir gençlik kitabı olduğunu ve birkaç sayfa sonra esas oğlanın tüm endamıyla romana giriş yapacağını olabilir mi? İlk sayfasıyla tam da bu izlenimi verecek bir kitap Konuş Benimle (Speak) ama bir farkla! Daha ilk satırdan anlıyorsunuz, esas kızımız Melinda klasik bir karakter değil. Duvarları parçalayacak kadar derin sessizliği, aslında atılamamış büyük bir çığlığın habercisi...


"Peçeteyi kesiğe bastırdım. Kağıdın beyaz hücreleri, kırmızı akınına uğrayınca dağılıyordu. Ama acı vermiyordu. Acı veren tek şey, odanın içinde küçük serçeler gibi dolaşıp duran minik gülümsemeler ve mutluluklardı."

Melinda, liseye yeni başlayan, henüz çok genç bir kız. Tüm gençlerin neşe ve kendini arayış içinde geçirdiği günleri derin bir sessizlik ve adeta kapkaranlık bir bulutla çevrelenmiş bir ruh haliyle geçiriyor. Önceden tanıdığı tüm dostları ona karşı soğuk davranıyor. Melinda'nın önceden böyle olmadığını ise iç konuşmalarından anlamanız uzun sürmüyor, bugün neden bu şekilde olduğunu da... Öyle bir olay ki yaşadığı parçalanıyor, içine kapanıyor, çöküyor...

"Şimdi gül, zinya ya da kadife çiçeği olmak için bayağı kötü bir zamandı çünkü insanlar makaslarıyla saldırıyor ve güzel şeyleri kesip alıyorlardı. Ama bitkiler akıllıydı. Gül koparıldığı zaman yerine yenisi çıkıyordu. Daha fazla tohum üretmek için çiçek açması lazımdı."

Melinda'yı kurtaracak şey "konuşmak". İçine atıp, her geçen gün onu çürütenleri anlatarak atmalı içinden. Fakat bu o kadar da kolay değil. Neyse ki hiç beklemediği bir dost ile bir öğretmen yön veriyor Melinda'ya ve tabi daha pek çok etken. O minik ışığa yürüyor kızımız. Umut dolu o ılık ışıltıya...

"Bu yaptığın, ağaca benziyor ama ortalama, sıradan, sıkıcı bir ağaca. Hayat solu ona. Bükülsün-Ağaçlar esnektir, hemen kırılmazlar. Yara aç, eğri bir dal yap- Kusursuz ağaç diye bir şey yoktur. Hiçbir şey kusursuz değildir. Kusurlar ilginçtir. Ağacın kendisi ol."

Kelimeler bazı kitapları anlatmaya çok da yetemiyor aslında. Yalın dilinin aksine öyle derin, anlamlı ve dolu bir eser ki Konuş Benimle, aldığı tüm ödüllere hak veriyorsunuz. Sadece bir kitap değil çünkü okuduğunuz. Susmuş, cesaretsiz bırakılmış, tükenmiş bir insanın tam kurudu derken taze, minik yeşil bir yaprak çıkarıp can bulması gibi. Trajik bir olayın incitmeden, zarif kelimelerle anlatılışı bu. Yazar, kırık bir yüreği her an kırılabilecek bir kristalmiş gibi tutuyor elinde. Öyle dikkatli, öyle narin...

"Kurtulmuştum. Buradaydım. Kafam karışıktı, mahvolmuştum, ama buradaydım. Peki, şimdi yolumu nasıl bulacaktım? Ruh için de bir testere,anılarımı ve korkularımı kesip atabileceğim bir balta var mıydı? parmaklarımı toprağa gömüp sıktım. Ufak, temiz bir parçam ısınıp yüzeye çıkmayı bekliyordu. Aylardır görmediğim sessiz bir Melinda'ydı o parçam. Üstüne titreyeceğim tohumdu."

Çok özel yerleştirilmiş karakterleri, mesaj yanı kuvvetli kurgusu, orijinal kapaklı baskısı ile kusursuz bir eser Konuş Benimle. Sonu benim için bir parça havada kalsa da kitabın sonunda yazarla yapılmış röportajlar sona dair beni ikna etti. Biliyorum ki Melinda ışıl ışıl bir yolda, umutlarıyla kol kola yürüyordur. 

Üzüntünün içindeki mizahı bile yakalayabilen Melinda'yı dinleyin, ona kulak verin, sabırla konuşmasını bekleyin. O yaralarla dolu ama çok güçlü bir genç kız ve kesinlikle anlatacak çok şeyi var...