30 Aralık 2015 Çarşamba

Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var / Debbie Macomber

"Otuzlu yaşlardaysan Noel Baba yoktur. Beş yaşındaysan vardır. Ama umut her yaşta seninledir."

Yeni yıla ne kadar kaldı ki, sayılı günler mi, yoksa sayılı saatler mi desek? Yılın bu zamanlarında yeni yıl konulu kitaplar okumaya bayılıyorum. İçindeki sıcak, mutlu, sevgi ve umut kokan doku iyi geliyor. Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var da pek çoğumuzun kalemine yabancı olmadığımız Debbie Macomber'dan. Hadi hatırlayın. Küçük Mucizeler Dükkanı serisi dediniz, duydum:)

Katherine yeni yıl ruhuna inanan genç bir kadındır. Kitabıyla ünlenmiş çocuk psikoloğu Wynn Jeffries'ın yeni yıl geleneklerinin çocukları kandırdığını ifade eden fikirleri yüzünden daha tanımadan kendisinden hoşlanmamaktadır. Birgün hayat onları karşılaştırır ve o andan itibaren itişip kakışmalı, bazen sevip bazen kızmalı garip bir hal içinde bulurlar kendilerini. Aşk çoktan kapılarını çalmıştır aslında fakat aşkları için cesarete ihtiyaçları vardır.

Konusu, karakterleri ve ilerleyişi ile çok tatlı bir romandı. Bol bol tebessüm ettiren, espirili bir dili de vardı. Yeni yıl süslemeleri ve atmosferiyle ilgili betimlemeler de ayrıca hoştu. Bilenler için roman Blossom Sokağı'nda geçiyordu, yani Küçük Mucizeler Dükkanı serisinin geçtiği yerde. O çok yakından tanıdığımız karakterlere de rastlıyorsunuz ara ara ve gerçekten şahane oluyor!

Baskı kalitesi ve kapak tasarımının da benim için mükemmel olduğunu söylemem gerek. Kapağın üzerinde kar tanesi kabartmaları var, daha ne söyleyeyim:)

Dili çok yalın, akıcı, sevimli bir kitaptı. Tam yumuşak bir battaniyenin altına gömülüp okumalık, arada da kar tanelerini izlemelik türden. Özellikle de yeni yıl konulu bir kitap okumak isterseniz, Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var değerlendirilebilecek bir kitap.

Sevgilerle

22 Aralık 2015 Salı

Yalnızlığın Sesi / Funda Pehlivan

Beril, ailesine dair sorunlar yaşayan bir genç kızdır. Tam da böyle bir durumda yaşça çok büyük biri çıkar karşısına, evlenmek ister. Belki de bir kurtuluş görür Beril bunu, belki de zamanla sevebileceğini düşünür tüm toyluğu ile ama yapamaz. Sevemediği gibi evlendiği adamın genç ve keskin karakterli oğluna aşık olur. Aşkının karşılıksız kalmaması ise işleri büyük bir çıkmaza sokar. Bundan sonra her şey daha zor olacaktır.

Eski filmler tadında bir  kitap Yalnızlığın Sesi. Hatta yıllar önce izlediğim eski bir Türk filmine de hayli benzettim. Konu bende büyük bir merak uyandırmasa da, nasıl ilerleyeceğini beklentiyle okudum. Yazar karakterlerin, özellikle de esas karakterlerden Beril'in iç dünyasını yansıtma konusunda dikkate değer bir çaba göstermiş. Fakat bu kısımların zaman zaman fazla uzatılması, konu akışının da tekdüze oluşunun kitabı akıcılıktan uzaklaştırdığını düşünüyorum.

Gelelim karakterlerimize. Beril ve Akın. Hani bazı insanlar vardır, neden ayrıldılar, neden barıştılar, bu yolda da kaç kişiyi yaraladılar bilemezsiniz ya bende bu izlenimi yarattılar nedense. Ne kadar uğraşsam da ısınamadım. Evet, sevgi ve aşk cümleleri, kavuşmalar, taze başlangıçlar bolca var kitapta. Bu bakımdan okuması hoş bir kitap olabilir ama aradığınız inişli çıkışlı, heyecan dorukta bir aşk romanı ise Yalnızlığın Sesi'nin dingin ve sakin bir tonda olduğunu belirtmeliyim.

Kitap biterken yeni bir soru işareti bırakıyor size, gelecek bir kitabın habercisi olurcasına. Fakat bu havada bir son değil çünkü kitap kendi içindeki hikaye bütünlüğünü tamamlıyor. Bu bakımdan tek başına da okunabilir. Eski filmler tadında, bolca aşk kelimelerinin döküldüğü, sakin kitapları seviyorsanız Yalnızlığın Sesi'ne göz atabilirsiniz. Karar sizin...

Sevgilerle...

17 Aralık 2015 Perşembe

Kağıttan Kalpler / Courtney Walsh



"Belki de yok olan hayaliniz sizi mutluluğa götürecektir..."


Aşka inanır mısınız? Şayet cevabınız "hayır" ise ya gerçek bir aşka tanıklık etmemiş ya da aşka en inandığınız anda kalbiniz fena halde kırılmıştır. Tıpkı otuzuna yaklaşmış ama yüzü aşktan yana gülmemiş Abigail gibi.


"En iyi aşk hikayeleri bile kusurludur. Affedişler içerir ve zordur. Ama er ya da geç mutluluğa ulaşırlar."



Abigail, buram buram aşk kokan bir kasabada yaşamakta, "hayatım" dediği bir kitapçı dükkanı işletmektedir. Ataları kasabaya adını verecek kadar destansı bir aşk hikayesi yaşamış olsa da Abigail bundan nasibini hiç alamamıştır. Zamanla aşka inancını yitirmiş, kendini dükkanının güvenli kollarına teslim etmiş, dükkanını genişletme hayalleri kurmuştur. Ne var ki tam hayallerini gerçekleştireceği anda kasabaya taşınan yakışıklı doktor istediği yeri alır. Artık iki rakip, hatta düşman olan ikili aslında kaderin bir araya getirme planları yaptığı iki aşk umutsuzudur. Abigail'in eline geçen iki aşığın kağıttan kalplere yazdığı mesajlar ise aşka ve umuda uzanan yolu döşeyecektir. Umut ve aşk, hep bitti artık dediğimiz yerde başlamaz mı zaten!

"Dışlanmış. Hiçbir yere ait olmayan. Bu his çok tanıdık geliyordu ve bundan kurtulmak için de çok çabalamıştı. Nasıl oluyordu da her seferinde geri dönüyordu, hem de istenmediği halde?"

"Abigail reddedilmenin nasıl bir his olduğunu çok iyi biliyordu. Acı asla yok olmuyordu; yalnızca bir süre gizleniyor, tam biriyle yakınlaşmak üzereyken yeniden ortaya çıkıyordu."

Hani kış günü elleriniz donar da, eve gelince üzeri tarçınlı mis gibi sıcacık bir sahlep içer, içiniz ısınır ya... Kağıttan Kalpler tam olarak böyle bir kitaptı. Güvensiz, umutsuz, tükenmiş hissediyorsanız sıcacık bir battaniye gibi saracak nitelikte. Sadece aşk konusunda da değil. Sevgi, aile, umut, kendini arayış ve aşk konularını zarifçe ele alan sıcacık bir kitaptı. Tüm karakterleri ayrı dikkate değerdi ve hepsinin farklı bir hikayesi vardı. Özellikle de birbirinden tatlı teyzelerden oluşan Gönül İşi Gönüllüleri'ni ( itiraf ediyorum bilhassa Ursula teyzeyi) çok  sevdim.

"Yara bandını yavaş yavaş çekip onun buralarda gezinmesini ve kaçınılmazı ertelemeyi isteyebilirsin. Ya da hızla çekip atarsın. Bir dakika canın yanar ama sonra geçer."

"Belki iyi bir şeyi, daha iyi bir şey bulacağın için kaybetmişsindir?..."

Peki kitaba dair olumsuz eleştirim hiç mi yok? Zaman zaman hikayenin aynı konu etrafında biraz fazla dolandığını hissedip, sayfa sayısının azaltılabileceğine inansam da bu kitabın tatlılığına belirgin bir gölge düşürmedi. Ana karakterler arasındaki romantizm ve diyaloglar da sanki biraz daha arttırılabilirdi.

"Kimse ne yaptığını gerçekten bilmiyor. Fakat bir şeyler yaptıkları sürece bir yerlere varabiliyorlar. Ve bu, boş oturmaktan çok daha iyidir."

Kağıttan Kalpler, özellikle de yeni yıla dair umutlar biriktirdiğimiz bu dönemde okuması çok şirin bir kitap. Umutsuzlara umut verecek, kağıttan kalpleri iplere dizip tüm evi donatacak kadar hem de...

Bol kalpli günler...

14 Aralık 2015 Pazartesi

Konuş Benimle / Laurie Halse Anderson



"Birine söylemeliydim belki. Söyleyip kurtulmalıydım. İçimden atıp çıkarmalıydım."

Bir kitap esas kısın ağzından, lisedeki ilk gün ile başlasa ne düşünürdünüz? Bunun bir gençlik kitabı olduğunu ve birkaç sayfa sonra esas oğlanın tüm endamıyla romana giriş yapacağını olabilir mi? İlk sayfasıyla tam da bu izlenimi verecek bir kitap Konuş Benimle (Speak) ama bir farkla! Daha ilk satırdan anlıyorsunuz, esas kızımız Melinda klasik bir karakter değil. Duvarları parçalayacak kadar derin sessizliği, aslında atılamamış büyük bir çığlığın habercisi...


"Peçeteyi kesiğe bastırdım. Kağıdın beyaz hücreleri, kırmızı akınına uğrayınca dağılıyordu. Ama acı vermiyordu. Acı veren tek şey, odanın içinde küçük serçeler gibi dolaşıp duran minik gülümsemeler ve mutluluklardı."

Melinda, liseye yeni başlayan, henüz çok genç bir kız. Tüm gençlerin neşe ve kendini arayış içinde geçirdiği günleri derin bir sessizlik ve adeta kapkaranlık bir bulutla çevrelenmiş bir ruh haliyle geçiriyor. Önceden tanıdığı tüm dostları ona karşı soğuk davranıyor. Melinda'nın önceden böyle olmadığını ise iç konuşmalarından anlamanız uzun sürmüyor, bugün neden bu şekilde olduğunu da... Öyle bir olay ki yaşadığı parçalanıyor, içine kapanıyor, çöküyor...

"Şimdi gül, zinya ya da kadife çiçeği olmak için bayağı kötü bir zamandı çünkü insanlar makaslarıyla saldırıyor ve güzel şeyleri kesip alıyorlardı. Ama bitkiler akıllıydı. Gül koparıldığı zaman yerine yenisi çıkıyordu. Daha fazla tohum üretmek için çiçek açması lazımdı."

Melinda'yı kurtaracak şey "konuşmak". İçine atıp, her geçen gün onu çürütenleri anlatarak atmalı içinden. Fakat bu o kadar da kolay değil. Neyse ki hiç beklemediği bir dost ile bir öğretmen yön veriyor Melinda'ya ve tabi daha pek çok etken. O minik ışığa yürüyor kızımız. Umut dolu o ılık ışıltıya...

"Bu yaptığın, ağaca benziyor ama ortalama, sıradan, sıkıcı bir ağaca. Hayat solu ona. Bükülsün-Ağaçlar esnektir, hemen kırılmazlar. Yara aç, eğri bir dal yap- Kusursuz ağaç diye bir şey yoktur. Hiçbir şey kusursuz değildir. Kusurlar ilginçtir. Ağacın kendisi ol."

Kelimeler bazı kitapları anlatmaya çok da yetemiyor aslında. Yalın dilinin aksine öyle derin, anlamlı ve dolu bir eser ki Konuş Benimle, aldığı tüm ödüllere hak veriyorsunuz. Sadece bir kitap değil çünkü okuduğunuz. Susmuş, cesaretsiz bırakılmış, tükenmiş bir insanın tam kurudu derken taze, minik yeşil bir yaprak çıkarıp can bulması gibi. Trajik bir olayın incitmeden, zarif kelimelerle anlatılışı bu. Yazar, kırık bir yüreği her an kırılabilecek bir kristalmiş gibi tutuyor elinde. Öyle dikkatli, öyle narin...

"Kurtulmuştum. Buradaydım. Kafam karışıktı, mahvolmuştum, ama buradaydım. Peki, şimdi yolumu nasıl bulacaktım? Ruh için de bir testere,anılarımı ve korkularımı kesip atabileceğim bir balta var mıydı? parmaklarımı toprağa gömüp sıktım. Ufak, temiz bir parçam ısınıp yüzeye çıkmayı bekliyordu. Aylardır görmediğim sessiz bir Melinda'ydı o parçam. Üstüne titreyeceğim tohumdu."

Çok özel yerleştirilmiş karakterleri, mesaj yanı kuvvetli kurgusu, orijinal kapaklı baskısı ile kusursuz bir eser Konuş Benimle. Sonu benim için bir parça havada kalsa da kitabın sonunda yazarla yapılmış röportajlar sona dair beni ikna etti. Biliyorum ki Melinda ışıl ışıl bir yolda, umutlarıyla kol kola yürüyordur. 

Üzüntünün içindeki mizahı bile yakalayabilen Melinda'yı dinleyin, ona kulak verin, sabırla konuşmasını bekleyin. O yaralarla dolu ama çok güçlü bir genç kız ve kesinlikle anlatacak çok şeyi var...

6 Aralık 2015 Pazar

Kitap Tanıtımı: Kağıttan Kalpler / Courtney Walsh




Eser Adı           : Kağıttan Kalpler

Yazar                : Courtney Walsh

Özgün Adı        : Paper Hearts

Yayınevi            : Arkadya Yayınları

Türü                   : Roman

Çeviren              : Buse Barış

Editör                 : Yasemin Büte

Sayfa Sayısı      : 456






Belki de yok olan hayaliniz sizi mutluluğa götürecektir…

Otuz yaşına girmek üzereyseniz, tek dünyanız küçük bir kitabeviyse ve aşk denen o üç harfli sözcük sizde sadece acı bir tat bırakıyorsa, hazırlıklı olun, çünkü dünyanız daha da altüst olmak üzere…

Tıpkı Âşıklar Parkı kasabasının daimi bekârı Abigail Pressman’ın olduğu gibi. Hiç ummadığı bir şekilde eline geçen bir mektup zarfının içinden çıkanlar onu bir peri masalına sürükleyecektir. Bunlar gizemli bir çifte ait olan, üzerlerinde aşk sözcükleri yazan kâğıttan kalplerdir. Abigail, gerçekten hiçbir çıkar gözetmeksizin birbirlerini seven bu çiftin kim olduğunu öğrenmeye karar verir.

Ancak yeni dükkân sahibinin gelmesiyle birlikte kitabevinin kapatılması gerçeğiyle karşı karşıya kalınca tamamen hayal kırıklığına uğrar. Bir yandan notları yazan çifti bulmaya çalışan Abigail, aşka karşı duruşunu değiştirip hayallerine ve kalbine sahip çıkabilecek midir?