10 Haziran 2015 Çarşamba

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört / George Orwell


"Hiçbir zaman, neden ne olursa olsun, acınızın arttırılmasını istemezdiniz. Acı içinde, tek şey isteyebilirdiniz; durmasını. Dünyadaki hiçbir şey fiziksel acıdan daha kötü olamazdı. Acının karşısında kahramanlık yoktu..."

Bazı kitapları anlatmak zordur. Son sayfayı çevirip bitirdiğinizde bakınır kalırsınız boş boş. Bir yanınız bitti diye sevinir -evet sevinir-, bir yanınız buruk kalır. Sevinirsiniz çünkü keder ve acı yağmur gibi yağar üstünüze Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'te. Zordur okuması, ruhunuzu hırpalar hem de nasıl...

"Belki de insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu."

Mutlaka adını duymuşsunuzdur Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ün. George Orwell'ın distopya tarzda yazdığı bu eserinde kurgu bir dünyada geziniyorsunuz. Nefretle sevginin, bollukla kıtlığın, doğrulukla yalanın iç içe geçtiği bir dünya bu. Hiçbir görüp duyduğunuzdan aslında emin olamadığınız, geçmişin değiştirildiği fakat aslında değişmediği (!), çiftdüşünle her şeyin iki farklı yüzle ele alındığı, yenikonuş denen yeni bir dil sistemiyle kelimelerin değiştiği bir dünyadasınız. O kadar garip ve zor ki böyle bir dünyada yaşamak. Sadece farklı ve karmaşık olduğu için değil. Aynı zamanda sürekli izlenildiğiniz için de.

"Her şey sisler arasında yitip gidiyordu. Geçmiş siliniyor, silindiği unutuluyor, yalan gerçek oluyordu."

İşte böyle bir dünyadan sesleniyor okuyucusuna George Orwell. Kurgusu çok başarılı, kusursuz denebilir. Fakat bir o kadar da karmaşık ve zor. Zaman zaman terimsel kelimelerin kullanılması beni zorlayan bir etkendi. Uzun bir süre yokuş tırmandığımı hissettim. Bazı yerleri tekrar tekrar okudum. Tam yokuşun yorup tükettiği anda ise yokuş aşağı inmeye başladım, hem de kayarcasına. Kitap öyle bir anlatıma bürünüyor ki tüm minik ayrıntılar yerine oturup, sorulara cevaplar bulunuyor. Kısacası ayağınızı atmanızla kayıp yokuşun sonunda kendinizi bulmanız bir oluyor.

Önceden aynı yazarın Hayvan Çiftliği kitabını da okumuş ve çok çok beğenmiştim. İki eser arasında eleştirel, yoğun ve düşündüren yapısı bakımında benzerlikler olsa da, Hayvan Çiftliği okuması ve anlaşılması çok daha kolay ve yalın bir eser. Bu yüzden iki eseri de okumayı düşünenlere Hayvan Çiftliği ile başlamalarını öneririm. 

Hayvan Çiftliği kitap incelemem için tıklayınız

Hayvan Çiftliği ile aynı acı ve üzüntü dolu yapıya sahip olan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, hırpalayıp yoracak sizi ama doluluğu, kurgusu ve önemsiz zannedilen ayrıntıların bile yerini bulmasıyla şaşırtacak. Kısacası siz okuyun, ününün hakkını vermeyi ise ona bırakın.

Sevgilerle