29 Haziran 2015 Pazartesi

Bridget Jones'un Günlüğü / Helen Fielding

( Önce Rosey- Love şarkısını açıyoruz, öyle okumaya başlıyoruz;) )

Hayat zor! Fakat otuzlu yaşlarda ve bekarsanız daha da zordur işte. Kimse birşey demese de gözleriyle "Ne zaman evlenecek acaba?" diye sorguya çekerler sizi, ki zaten birşey de derler. Sorarlar sorarlar... Herkesin birincil öncelikli konusu buymuş gibi. Zaman akıp da arkadaşlarınız evlenip yoluna devam ederken siz hem hayatınızı bir başına kurmaya, hem de kariyer edinmeye çalışırsınız. Bir yandan fiziksel olarak yaşlanmaya direnir, bir yandan da "Yalnız da iyiyim, kimseye ihtiyacım yok benim!" kalkanıyla çepeçevre sarınırsınız. Eh gerçi iyi bir aşk hayatına kimse hayır demez ama nerde?

Tanıdık değil mi? Bridget Jones otuzlu yaşlardaki bekar, kariyerin ve aşkın peşindeki kadınların bir resmi adeta. Bridget'ın ailesi ile kendi bekar ve özgür hayatı arasında denge kurmaya çalışıp, bir de üstüne kariyerinde ilerlemek için çalışması hiç kolay değil. Üstelik herkes koşar adımlarla evlenip; tüm aile büyükleri, eş dost evlenmek için her geçen gün biraz daha geciktiğini ima etmeyi bile bırakıp yüzüne yapıştırırken. En önemlisi de aşkı bulmak belki de, ah bir de kilo vermek tabi. 

Bridget Jones'un Günlüğü ilk çıktığı zamandan beri yıllar geçti. İlk kitapla başlayan serüven, Bridget Jones/ Mantığın Sınırı ile devam etti. Yıllar sonra ise üçüncü kitap katıldı aralarına: Bridget Jones / Deliriyorum Bu Çocuğa. İlk iki kitap yıllar önce Türkçe basılmış olsa da üçüncü kitap ilk kez Türkçe yayımlandı. Pegasus Yayınları hepsini tek seferde yayımlayınca bana da nefes bile almadan edinmek düştü. İyi ki de edinmişim çünkü Bridget Jones zamansız bir karakter ve tek kelime ile bir harika!

Bridget, komik, eğlenceli, şakacı, sakar ve kesinlikle kusursuz değil. Olduğu gibi, kendi gibi. Günlüğünde bir biblo gibi kusursuz kadınlardan dert yanıyor bazen, kimi zaman da gitmek bilmeyen kilolarından. Sürekli yeni kararlar alıyor, iki ileri bir geri sayıyor. En iyisini yapacağım derken, hep en sakarı başına geliyor. Tüm bunlar ise Bridget Jones'u daha çok sevmenizi sağlıyor. Kahkahalar atarak, bazen de duygu olarak dibe çekilerek, sonsuz bir çikolata yeme isteğiyle okuyorsunuz başından geçenleri. Çok  ama çok seviyorsunuz Bridget'i, dert ortağınız, komşunuz, dostunuz gibi...

Kitabın filminin olduğunu es geçmeden söylemeliyim çünkü Renee Zellweger, Colin Firth ve Hugh Grant'ın yer aldığı film kitaptan farklılıklar içerse de çok çok başarılı. Bu kitaba nasıl bir film ve hangi oyuncular olmalı diye sorsalardı bundan farklısını söyleyemezdim. O derece başarılı! Kitap ise her zaman olduğu gibi cümlelerin arasına gizlenmiş ve sadece okuyanın o zevke varacağı dantel gibi ayrıntılarla bezeli. Hele ki Jane Austen'ın Aşk ve Gurur kitabına dair öyle hoş detaylar yakalıyorsunuz ki mest oluyorsunuz. Bu yüzden kitabı mutlaka okumalısınız, yeri öyle ayrı ki!

Buraya kadar kitaba ayılıp bayıldığımı zaten anlamışsınızdır sanırım. İnanılmaz akıcı olduğunu ve gözümü ayırmadan okuduğumu söyleme gereği bile duymuyorum. Yine de keşke Darcy ve Bridget kısımları daha fazla olsaymış demekten alamadım kendimi. O zaman taşlar yerine daha güzel otururdu sanki. Bir de kitaptaki harf/yazım hataları var ki yordu, üzdü diyelim. Umarım diğer basımlarda düzeltilir.

Bridget Jones kırık kalbinize bir merhem, mutsuzluğunuza bir neşe, derdinize bir deva! Okumadığınız her gün zarardasınız, benden söylemesi. Tavsiye, hem de fena halde:)

Serinin ikinci kitabı Bridget Jones-Mantığın Sınırı kitap incelemem için tıklayınız

Sevgilerle

21 Haziran 2015 Pazar

Yoksa Hala Bekar Mısın? / Rachel Gibson


Sadie, yıllar önce terk ettiği Lovett kasabasına kuzeninin düğünü için döner. Ne var ki otuz üç yaşında ve hala bekar oluşu kasaba için dedikodu kaynağıdır. Bir düğünle başlayan olaylar zinciri çok farklı noktalara ilerleyecek ve Sadie'nin hayatında büyük değişikliklere yol açacaktır.

Ne ilgi çekici bir ad ve ne tatlı bir kapak değil mi? Bence de öyle fakat hiç mi hiç alakası yok! Zaten özgün adı da "Rescue Me" (Kurtar Beni) ve kesinlikle kitapla daha uyumlu. Keşke öyle kalsaymış çünkü kitap boyunca bu ada göndermeler okuyorsunuz. Bir de arka kapak yazısı meselesi var ki içeriğiyle bir noktadan sonra alakasız kalıyor. Yani kapak, isim, arka kapak yazısı hepsi kitabın sadece başlardaki çok küçük bir kısmını temsil ediyor. Okuduğunuz ise çok daha farklı bir kitap.

Bu tarz kitaplardan beklentim romantik, duygusal ve yer yer komik olması. Hem neşelenmek, hem de güzel bir aşk hikayesi okumak istiyorum. Umutla okusam da "Yoksa Hala Bekar Mısın?" da bunların hiçbirini yakalayamadım. Hoş ve merak uyandıran bir başlangıcı olsa da maalesef dağınık, toparlanamadığını düşündüğüm bir konusu vardı. Zaman zaman duygusal hareketlenmeler olsa da genel olarak bir duygu bütünlüğü hissedemedim. Kitapta yoğun bir fiziksel çekim ve cinsellik vardı ve hisler fazlasıyla geri plandaydı. Duygu gelişimi kısmını da zayıf ve inandırıcılıktan uzak buldum.Sonu ise aceleyle biten, yanıtlanmamış sorularla baş başa bırakan bir nitelikteydi.

Nemesis Kitap'ın romantiklerini gerek kapak tasarımları, gerekse neşeli konuları ile çok severdim, hala da severim fakat son dönemde okuduğum romantikleri -sevdiklerim olsa da- genel olarak bende öylesine hayal kırıklığı yarattı ki bundan sonraki seçimlerimde bir değil iki kez düşüneceğim gibi duruyor. Kısacası "Yoksa Hala Bekar Mısın?"ı maalesef öneremiyorum.

Diğer Nemesis Kitap incelemelerim:

Sahile Aşk Vurunca / Kate Perry kitap incelemesi için tıklayınız

Bir Küçük Aşk Hikayesi / Shannon Stacey kitap incelemesi için tıklayınız

Reklam Aşkı / Victoria Michaels kitap incelemesi için tıklayınız

Kiralık Eş / Christine Bell kitap incelemesi için tıklayınız

18 Haziran 2015 Perşembe

Dilek Kitap Listem -2 / Romantik Kitaplar

Bilen bilir, romantik kitap benim için olmazsa olmazdır. Arada derede mutlaka okurum. Öyle ki mutlaka romantik kitap stoğum vardır. Ne okuyacağımı bilemediğim, okumakta tıkandığım dönemlerde can kurtaran vazifesi görürler:) Çok mu abarttım? Yok canım:)

Ne var ki, elimdeki romantikler azaldı! Yetmedi, son dönemde büyük umutlarla okuduğum bazı romantiklerde de aradığımı bulamadım. Hal bu olunca "Böyle olmayacak" deyip bol bol romantik kitap araştırması yaptım, önerilere de kulaklarımı ve gözlerimi açık tuttum. E haliyle mutsuzlara şifa, kederli gönüllere neşe niyetine bir liste çıkarıverdim. Yakın zamanda çoğunu edinmeyi düşünüyorum. Bakalım listemde neler var:

1) Her Çözüme Bir Sorun / Kerstin Gier

Yazarın adı tanıdık geldi mi? Hani Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer diye üç kitaplık Pegasus Yayınları'ndan çıkan bir seri vardı. Hatırladınız mı? Kitapların isimleri de sırasıyla Yakut Kırmızı, Safir Mavi ve Zümrüt Yeşil'di. O kadar sevmiştim ki seriyi, acaba yazarın başka kitabı var mıdır diye araştırdım ve tadaaa! Konusu çok ilginç geldi bana. Çevresindeki herkesle ilgili gerçek hislerini veda mektubuna yazıp, intihar planı suya düşen Gerri'nin yazdıkları ve çevresiyle yüzleşmesini ele alıyor. Çevrenizdeki herkes onlarla ilgili gerçek düşüncelerinizi bilse ne olur? sorusuna yanıt arayan kitap merakımı cezbetti.

2) Yanlış Zaman Doğru İnsan / Linda Howard

Daha önce Linda Howard'dan Av Mevsimi kitabını okumuş ve polisiye ile romantizmin bu kadar başarılı bir şekilde bir arada bulunuşuna şaşırıp kalmıştım. Yine koşturmaca, polisiye ve romantizm öğelerini bir arada vaat eden kitap, yetmiyor araya zamanda yolculuk da ekliyor. Yok yok yani:) Konusu kesinlikle meraklandırıyor.

3) Gurur ve Önyargı / Jane Austen

Okumuştum ama çok uzun zaman önce. Yeniden okumalı, başka başka gözlerle. Kitaplıkta eşsiz bir hazine gibi durmalı bu eser.

4) Tersyüz / Amy Harmon

O kadar çok gittim geldim ki alıp almamak konusunda. Niye bu kadar düşündüm bilmem. Beğeniyle bahsedilen son dönem romantiklerden biri Tersyüz. Edinmeli!

5) Pencereme Aşk Kondu / LaVyrle Spencer

Tavsiye üzerine listeme eklediklerimden. Konusu ise sadece romantizm değil, çok daha derin bir duygu yoğunluğu vaat ediyor gibi. Çok umutluyum.

6) Bridget Jones'un Günlüğü / Helen Fielding

7) Bridget Jones'un Günlüğü Mantığın Sınırı / Helen Fielding

8) Bridget Jones'un Günlüğü Deliriyorum Bu Çocuğa / Helen Fielding

Ve işte Bridget Jones! Aşkı arayan, her daim diyet yapan, nihayetinde yine yine aşkı arayan Bridget! Filmlerine bayılıyorum fakat kitaplarını henüz okumamıştım ( İlk iki kitabın filmi mevcut) Sonuncu ise bildiğim kadarıyla Türkçe'ye yeni çevrildi. Pegasus Yayınları 20 Haziran tarihinde üç kitabı da satışa sunacak.

9) Ejderin Aşkı / G. A. Aiken

10) Ejderin Arzusu / G. A. Aiken

11) Ejderin Tutkusu / G. A. Aiken

12) Ejderin Büyüsü / G. A. Aiken

Ejder serisi almayı ertelediklerimden. Ejderhalar, fantastik öğeler ve romantizm! Serinin dört kitabını da aynı anda edinir miyim bilmem ama bir yerden başlayacağım galiba. Ertele ertele nereye kadar:)

Aslında benim liste uzar gider. Fakat kendime "Dur" diyor ve listeyi burada bitiriyorum:) "Bunu da mutlaka okumalısın, düşünme bile!" dediğiniz romantik kitap tavsiyeleriniz olursa merakla bekliyorum:)

Sevgilerle...

10 Haziran 2015 Çarşamba

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört / George Orwell


"Hiçbir zaman, neden ne olursa olsun, acınızın arttırılmasını istemezdiniz. Acı içinde, tek şey isteyebilirdiniz; durmasını. Dünyadaki hiçbir şey fiziksel acıdan daha kötü olamazdı. Acının karşısında kahramanlık yoktu..."

Bazı kitapları anlatmak zordur. Son sayfayı çevirip bitirdiğinizde bakınır kalırsınız boş boş. Bir yanınız bitti diye sevinir -evet sevinir-, bir yanınız buruk kalır. Sevinirsiniz çünkü keder ve acı yağmur gibi yağar üstünüze Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'te. Zordur okuması, ruhunuzu hırpalar hem de nasıl...

"Belki de insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu."

Mutlaka adını duymuşsunuzdur Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ün. George Orwell'ın distopya tarzda yazdığı bu eserinde kurgu bir dünyada geziniyorsunuz. Nefretle sevginin, bollukla kıtlığın, doğrulukla yalanın iç içe geçtiği bir dünya bu. Hiçbir görüp duyduğunuzdan aslında emin olamadığınız, geçmişin değiştirildiği fakat aslında değişmediği (!), çiftdüşünle her şeyin iki farklı yüzle ele alındığı, yenikonuş denen yeni bir dil sistemiyle kelimelerin değiştiği bir dünyadasınız. O kadar garip ve zor ki böyle bir dünyada yaşamak. Sadece farklı ve karmaşık olduğu için değil. Aynı zamanda sürekli izlenildiğiniz için de.

"Her şey sisler arasında yitip gidiyordu. Geçmiş siliniyor, silindiği unutuluyor, yalan gerçek oluyordu."

İşte böyle bir dünyadan sesleniyor okuyucusuna George Orwell. Kurgusu çok başarılı, kusursuz denebilir. Fakat bir o kadar da karmaşık ve zor. Zaman zaman terimsel kelimelerin kullanılması beni zorlayan bir etkendi. Uzun bir süre yokuş tırmandığımı hissettim. Bazı yerleri tekrar tekrar okudum. Tam yokuşun yorup tükettiği anda ise yokuş aşağı inmeye başladım, hem de kayarcasına. Kitap öyle bir anlatıma bürünüyor ki tüm minik ayrıntılar yerine oturup, sorulara cevaplar bulunuyor. Kısacası ayağınızı atmanızla kayıp yokuşun sonunda kendinizi bulmanız bir oluyor.

Önceden aynı yazarın Hayvan Çiftliği kitabını da okumuş ve çok çok beğenmiştim. İki eser arasında eleştirel, yoğun ve düşündüren yapısı bakımında benzerlikler olsa da, Hayvan Çiftliği okuması ve anlaşılması çok daha kolay ve yalın bir eser. Bu yüzden iki eseri de okumayı düşünenlere Hayvan Çiftliği ile başlamalarını öneririm. 

Hayvan Çiftliği kitap incelemem için tıklayınız

Hayvan Çiftliği ile aynı acı ve üzüntü dolu yapıya sahip olan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, hırpalayıp yoracak sizi ama doluluğu, kurgusu ve önemsiz zannedilen ayrıntıların bile yerini bulmasıyla şaşırtacak. Kısacası siz okuyun, ününün hakkını vermeyi ise ona bırakın.

Sevgilerle

8 Haziran 2015 Pazartesi

Roma ve New York Bilmek İstediğiniz Her şey / Klay Lamprell

Yaz kapıda, tatiller de öyle. Yurt dışı gezi düşünenler mutlaka gidecekleri yerle ilgili öncesinde bilgi edinmek isteyeceklerdir. İşte size kısa, net, espirili, yemeğinden tarihine o şehirle ilgili pek çok bilgiyi veren kitaplar!

Benim okuduklarım New York ve Roma için olanlar. Londra, Paris için olanları da var.  İçlerindeki bilgiler kısacık ve net. Zaman zaman da espirili bir dili var.  Çok renkli. Hem fotoğraflar, hem de resimler, çizimler var. Kah şehrin tarihine dair bilgiler okuyor, kah ilginç bir bilgiye rastlıyorsunuz. Sanattan yemeğe ulaşıma kadar pek çok konuyla ilgili bilgi sahibi oluyorsunuz.



Neşeli, ilginç, kolay okunur, gülümseten bir kitap olsun ama aynı zamanda bilgi sahibi de olayım diyorsanız bu kitapları çok seveceksiniz. İkisini de sevdim ama favorim Roma oldu. Siz yine de hangisini merak ediyorsanız onu okuyun, ya da hepsini:)) 

Keyifli okumalar ve şimdiden mutlu tatiller...

Sevgilerle

6 Haziran 2015 Cumartesi

Gizemli Orman ve Merak Edilenler



Merhabalar,

Bugün sizlere Gizemli Bahçe, yani Esrarengiz Bahçe'nin devamı niteliğindeki ikinci kitabından söz edeceğim. 


Esrarengiz Bahçe ve Merak Edilenler  yazımı okumayanlar tıklayınız


(Aşağıdaki cevaplar naçizane şahsi fikir ve önerilerimdir. Elbette hiçbir bağlayıcılığı yok;) )





Esrarengiz Bahçe'den farklı yanları neler?

Esrarengiz Bahçe'de bol bol yeşillik, doğa, çiçek desenleri mevcuttu. Gizemli Bahçe'de doğa detaylarının yanında sincap, kirpi vb hayvan figürleri ile şato gibi desenler de mevcut. Yine farklı olarak sonda ejderha desenli açılan bir sayfa var. 


Esrarengiz Bahçe ile benzer yanları neler?

Çizer ikisinde de Johanna Basford ve ikisinde de detaylı çizimler mevcut. Eğer detaylardan yorulan biriyseniz bazı desenler zorlayabilir. Kağıt kalınlığı ise ikisinde de başarılı. 






Keçeli boya kullansam arkaya geçer mi?

Bende geçme sorunu olmadı. Pritt'in 24lü keçeli kalemlerini kullandım. Tabi boyarken üst üste bindirmemeye de dikkat ettim.


Sulu boya kullanabilir miyim?

Kirpili desende alt kısımdaki bazı yerlerde sulu kuru boya kalemleri kullandım. Arkada iz olmadı ama kağıt biraz dalgalandı. Birkaç deneme daha yapmayı düşünüyorum.
Arkadaki boşlukları ne ile boyuyorum? Yumuşak renk geçişlerini nasıl sağlıyorum?

Kuru pastel (toz pastel/ soft pastel) kullanıyorum. Toz haline getirerek ya da pamuğu pastele dokundurarak kağıda sürüyorum. Parmağınızda da sürebilirsiniz tabi.


(Boyalarla ilgili detaylı bilgi için Esrarengiz Bahçe ve Merak Edilenler yazıma göz atabilirsiniz)


(Not: Kirpili desende kuru boya, sulu kuru boya kalemi, kuru pastel; 
    Balonlu desende kuru boya ve kuru pastel,
    Denizli ve ağaçlı desende kuru boya, keçeli kalem ve kuru pastel kullandım.)



Gizemli Orman'ın desenlerini Esrarengiz Bahçe'ye göre daha çok sevdim ben. Zevk tabi.

Mutlulukla boyuyor boyuyorum. Sonbahar gibi serinin üçüncü kitabı Lost Ocean'ın (Kayıp Okyanus) da çıkacağı söyleniyor. Bakalım o zamana kadar bitecek mi elimizdeki kitaplar:)

Rengarenk boyamalar:)





2 Haziran 2015 Salı

Hep Öyle

"Aşkıma hiç dokunma
Bırak öylece kalsın
Gerçek sevgi neymiş
Bilmeyenler anlasın"
Nilüfer-Son Arzum

Benden ne var elimde? Birkaç kelime, birkaç kırık cümle. Anlatamadığım cümleler, hisler yığını içimde. Kelimeler boş, bomboş. Nafile bir çabayla süründürüyorum sözcükleri. Yazsam okur musun? Okusan anlar mısın? Gözlerin değer mi kelimelerime? Bir an tek bir an anlar mısın beni?

Her şey yüzümde oysa. İki gözümün içinde. Baksan göreceksin. Hiç baktın mı sahi? Hiç gördün mü? Görmek istedin mi?

Bilmiyorum artık. Belki de hiç bilmedim. Acı bile demiyorum bu hale. İçimin farklı farklı köşelerinde dağım dağım parçalar tutuşuyor. Biri sönüp diğeri yanıyor. Bitmiyor. Taşlar oturmuyor yerine hiç. Sevgi denen ilk kelimeyi arıyorum her yerde. Senden bana bir harf bile yok, biliyorum. Gurur var ya hani, onu koruyorum. O beni korumuyor artık, fark (mı) edemiyorum?

"Son arzun nedir diye gelip de bana sorsalar
Gözlerime bakıp da her şeyi anlasalar..."

Söylemesi kolay, bulması zor hislerin insanı oldum artık. Sadece sevilmeyi istiyorum, sadece anlaşılmayı. Geriye kalanlara el sallıyorum. Umut etmiyorum başka bir şey. Gel istiyorum. Öyle ya da böyle. Tek kelime etmeden elimi avcunun içine alıp yüzüme bak istiyorum. Artık kelimelere ihtiyacım yok, anlamıyor musun? Ben bir bakışa hasret dediğin yerdeyim. Özleme özlem dediğin yerde.  Ya sen nerdesin? Ruhumun çok yakınında, bedenimden uzakta...


"Senden sonra kalbimi sevgilere kapadım
Ben senle o günü bin yıl gibi yaşadım"

Alışmadığın bir sevgiye buladım seni, özür dilerim. Ağır geldi belki. Fazla mı sevdim? Fazla mı zincirledim seni aklımın hücrelerine. Oysa ne pamuklara sarmıştım seni sol yanımda. Nefes mi alamadın? Yoksa beni mi sevemedin? Boş ver. Sevemeyince hep öyle... Binbir bahane tek gerçek...

Sevemedin be adam... Ne yapsam sevemedin... Ben anladım...

1 Haziran 2015 Pazartesi

Romantik Kitap Önerilerim

Tam bir romantik kitap insanıyım. Verin çikolatalarımı, romantik kitaplarımı ve sessizce uzaklaşın yanımdan. Ne ses çıkarırım, ne konuşurum o derece:) Hatta romantik kitap stoğu yaptığım da doğrudur:)

Haliyle size romantik kitap tavsiye etmeyeyim de ne yapayım? Yalnız belirtmeliyim ki romantik kitap meselesi benim için çok  ciddi bir iş. O duygu akışına, his dünyasına inanmalıyım, tüm taşlar yerine oturmalı, aceleye gelmemeli, buram buram duygusallık kokmalı. Salt dram olmamalı, ara sıra da olsa komik yanlar taşımalı (mümkünse bolca). Gülümsemeli, hüzünlenmeli, pembe bulutları hissetmeliyim. Hayır deli değilim:) Neyse efendim çok uzattım, işte sizin için seçtiğim romantik kitap önerilerim:





Aşk Kaç Beden-Sarra Manning

Hayatının romantiği nedir diye sorsalar bir saniye bile düşünmem! Cevabım belli çünkü. Hem kimse bilmesin hem de herkes bu harika kitabı okusun istiyorum. Tam puan, en yıldızlısı, havai fişeklisinden!

Kitabın ayrıntılı incelemesi için tıklayınız


Hayallerimin Arka Bahçesi-Katherine Allered

Yıllarca süren bir aşkın bitip tükenmeyen öyküsü. Onlarla büyüyecek, onlarla yaşlanacaksınız. Nasıl dokunacak...

Kitabın ayrıntılı incelemesi için tıklayınız


Acı Çikolata-Laura Esquivel

Mis gibi yemek ve aşk kokuyor bu kitap. Duygularınızı yemek tarifleriyle anlatsaydınız mesela. Nasıl dile gelirdiniz hiç düşündünüz mü? Acı Çikolata'da aradığınız cevapları bulacaksınız.




Numaran Bende Var-Sophie Kinsella


"Dertlere, kederlere gelemem. Bana kumsalda uzanırken okumalık bir romantik öner." diyorsanız işte budur! Fakat öyle bir kitap ki karnınıza ağrılar girecek kadar kahkaha atarken kalbiniz güm güm atacak kadar da romantizme bulanacaksınız:)

Kitabın ayrıntılı incelemesi için tıklayınız







Av Mevsimi-Linda Howard

Polisiye ve aşk bir arada olur mu hiç? Ben de öyle demiştim, yedim tüm sözlerimi. Nasıl başarılı bir ikili!

Kitabın ayrıntılı incelemesi için tıklayınız



Aşkı Yarın Yaşayacaksın-Maeve Binchy

Yavaş yavaş ilerlesin, dingin, gerçekçi bir romantizm olsun diyorsanız aradığınızı bulacağınız kitap. Bir grup gencin aşkları, hataları, kırıklıkları, heyecanları...







Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali

Acının aşkı, aşkın acısı... Bilmeyen kalmamıştır sanırım. Kalbinize oyuk açacak...

Kitabın ayrıntılı incelemesi için tıklayınız






Jude Deveraux-Yaz Evi

"Herkesin ikinci bir şansa ihtiyacı vardır, bana yeni başlangıçlar lazım" diyorsanız işte size geçmişe dönüp hayatını yeni baştan yazan kadınların hikayesi. Kimbilir belki de adını hiç duymadınız bu kitabın. Bir şans verin;)

Kitabın ayrıntılı incelemesi için tıklayınız




Meçhul Bir Kadının Mektubu-Stefan Zweig

Aşkı hiç bilinmemiş bir kadının ömür verilen aşkının ilk ve son seslenişi. Ara bile vermeyeceksiniz.

Kitabın ayrıntılı incelemesi için tıklayınız







Teklif-Judith Ivory


Kabarık etekli tarihi aşk romanlarından hoşlanıyor ve üstelik kusursuz karakterlerden de sıkıldıysanız bu kitaba bayılacaksınız. Zıt karakterlerin çekimi:)

Kitabın ayrıntılı incelemesi için tıklayınız


Sevgilerle