30 Aralık 2015 Çarşamba

Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var / Debbie Macomber

"Otuzlu yaşlardaysan Noel Baba yoktur. Beş yaşındaysan vardır. Ama umut her yaşta seninledir."

Yeni yıla ne kadar kaldı ki, sayılı günler mi, yoksa sayılı saatler mi desek? Yılın bu zamanlarında yeni yıl konulu kitaplar okumaya bayılıyorum. İçindeki sıcak, mutlu, sevgi ve umut kokan doku iyi geliyor. Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var da pek çoğumuzun kalemine yabancı olmadığımız Debbie Macomber'dan. Hadi hatırlayın. Küçük Mucizeler Dükkanı serisi dediniz, duydum:)

Katherine yeni yıl ruhuna inanan genç bir kadındır. Kitabıyla ünlenmiş çocuk psikoloğu Wynn Jeffries'ın yeni yıl geleneklerinin çocukları kandırdığını ifade eden fikirleri yüzünden daha tanımadan kendisinden hoşlanmamaktadır. Birgün hayat onları karşılaştırır ve o andan itibaren itişip kakışmalı, bazen sevip bazen kızmalı garip bir hal içinde bulurlar kendilerini. Aşk çoktan kapılarını çalmıştır aslında fakat aşkları için cesarete ihtiyaçları vardır.

Konusu, karakterleri ve ilerleyişi ile çok tatlı bir romandı. Bol bol tebessüm ettiren, espirili bir dili de vardı. Yeni yıl süslemeleri ve atmosferiyle ilgili betimlemeler de ayrıca hoştu. Bilenler için roman Blossom Sokağı'nda geçiyordu, yani Küçük Mucizeler Dükkanı serisinin geçtiği yerde. O çok yakından tanıdığımız karakterlere de rastlıyorsunuz ara ara ve gerçekten şahane oluyor!

Baskı kalitesi ve kapak tasarımının da benim için mükemmel olduğunu söylemem gerek. Kapağın üzerinde kar tanesi kabartmaları var, daha ne söyleyeyim:)

Dili çok yalın, akıcı, sevimli bir kitaptı. Tam yumuşak bir battaniyenin altına gömülüp okumalık, arada da kar tanelerini izlemelik türden. Özellikle de yeni yıl konulu bir kitap okumak isterseniz, Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var değerlendirilebilecek bir kitap.

Sevgilerle

22 Aralık 2015 Salı

Yalnızlığın Sesi / Funda Pehlivan

Beril, ailesine dair sorunlar yaşayan bir genç kızdır. Tam da böyle bir durumda yaşça çok büyük biri çıkar karşısına, evlenmek ister. Belki de bir kurtuluş görür Beril bunu, belki de zamanla sevebileceğini düşünür tüm toyluğu ile ama yapamaz. Sevemediği gibi evlendiği adamın genç ve keskin karakterli oğluna aşık olur. Aşkının karşılıksız kalmaması ise işleri büyük bir çıkmaza sokar. Bundan sonra her şey daha zor olacaktır.

Eski filmler tadında bir  kitap Yalnızlığın Sesi. Hatta yıllar önce izlediğim eski bir Türk filmine de hayli benzettim. Konu bende büyük bir merak uyandırmasa da, nasıl ilerleyeceğini beklentiyle okudum. Yazar karakterlerin, özellikle de esas karakterlerden Beril'in iç dünyasını yansıtma konusunda dikkate değer bir çaba göstermiş. Fakat bu kısımların zaman zaman fazla uzatılması, konu akışının da tekdüze oluşunun kitabı akıcılıktan uzaklaştırdığını düşünüyorum.

Gelelim karakterlerimize. Beril ve Akın. Hani bazı insanlar vardır, neden ayrıldılar, neden barıştılar, bu yolda da kaç kişiyi yaraladılar bilemezsiniz ya bende bu izlenimi yarattılar nedense. Ne kadar uğraşsam da ısınamadım. Evet, sevgi ve aşk cümleleri, kavuşmalar, taze başlangıçlar bolca var kitapta. Bu bakımdan okuması hoş bir kitap olabilir ama aradığınız inişli çıkışlı, heyecan dorukta bir aşk romanı ise Yalnızlığın Sesi'nin dingin ve sakin bir tonda olduğunu belirtmeliyim.

Kitap biterken yeni bir soru işareti bırakıyor size, gelecek bir kitabın habercisi olurcasına. Fakat bu havada bir son değil çünkü kitap kendi içindeki hikaye bütünlüğünü tamamlıyor. Bu bakımdan tek başına da okunabilir. Eski filmler tadında, bolca aşk kelimelerinin döküldüğü, sakin kitapları seviyorsanız Yalnızlığın Sesi'ne göz atabilirsiniz. Karar sizin...

Sevgilerle...

17 Aralık 2015 Perşembe

Kağıttan Kalpler / Courtney Walsh



"Belki de yok olan hayaliniz sizi mutluluğa götürecektir..."


Aşka inanır mısınız? Şayet cevabınız "hayır" ise ya gerçek bir aşka tanıklık etmemiş ya da aşka en inandığınız anda kalbiniz fena halde kırılmıştır. Tıpkı otuzuna yaklaşmış ama yüzü aşktan yana gülmemiş Abigail gibi.


"En iyi aşk hikayeleri bile kusurludur. Affedişler içerir ve zordur. Ama er ya da geç mutluluğa ulaşırlar."



Abigail, buram buram aşk kokan bir kasabada yaşamakta, "hayatım" dediği bir kitapçı dükkanı işletmektedir. Ataları kasabaya adını verecek kadar destansı bir aşk hikayesi yaşamış olsa da Abigail bundan nasibini hiç alamamıştır. Zamanla aşka inancını yitirmiş, kendini dükkanının güvenli kollarına teslim etmiş, dükkanını genişletme hayalleri kurmuştur. Ne var ki tam hayallerini gerçekleştireceği anda kasabaya taşınan yakışıklı doktor istediği yeri alır. Artık iki rakip, hatta düşman olan ikili aslında kaderin bir araya getirme planları yaptığı iki aşk umutsuzudur. Abigail'in eline geçen iki aşığın kağıttan kalplere yazdığı mesajlar ise aşka ve umuda uzanan yolu döşeyecektir. Umut ve aşk, hep bitti artık dediğimiz yerde başlamaz mı zaten!

"Dışlanmış. Hiçbir yere ait olmayan. Bu his çok tanıdık geliyordu ve bundan kurtulmak için de çok çabalamıştı. Nasıl oluyordu da her seferinde geri dönüyordu, hem de istenmediği halde?"

"Abigail reddedilmenin nasıl bir his olduğunu çok iyi biliyordu. Acı asla yok olmuyordu; yalnızca bir süre gizleniyor, tam biriyle yakınlaşmak üzereyken yeniden ortaya çıkıyordu."

Hani kış günü elleriniz donar da, eve gelince üzeri tarçınlı mis gibi sıcacık bir sahlep içer, içiniz ısınır ya... Kağıttan Kalpler tam olarak böyle bir kitaptı. Güvensiz, umutsuz, tükenmiş hissediyorsanız sıcacık bir battaniye gibi saracak nitelikte. Sadece aşk konusunda da değil. Sevgi, aile, umut, kendini arayış ve aşk konularını zarifçe ele alan sıcacık bir kitaptı. Tüm karakterleri ayrı dikkate değerdi ve hepsinin farklı bir hikayesi vardı. Özellikle de birbirinden tatlı teyzelerden oluşan Gönül İşi Gönüllüleri'ni ( itiraf ediyorum bilhassa Ursula teyzeyi) çok  sevdim.

"Yara bandını yavaş yavaş çekip onun buralarda gezinmesini ve kaçınılmazı ertelemeyi isteyebilirsin. Ya da hızla çekip atarsın. Bir dakika canın yanar ama sonra geçer."

"Belki iyi bir şeyi, daha iyi bir şey bulacağın için kaybetmişsindir?..."

Peki kitaba dair olumsuz eleştirim hiç mi yok? Zaman zaman hikayenin aynı konu etrafında biraz fazla dolandığını hissedip, sayfa sayısının azaltılabileceğine inansam da bu kitabın tatlılığına belirgin bir gölge düşürmedi. Ana karakterler arasındaki romantizm ve diyaloglar da sanki biraz daha arttırılabilirdi.

"Kimse ne yaptığını gerçekten bilmiyor. Fakat bir şeyler yaptıkları sürece bir yerlere varabiliyorlar. Ve bu, boş oturmaktan çok daha iyidir."

Kağıttan Kalpler, özellikle de yeni yıla dair umutlar biriktirdiğimiz bu dönemde okuması çok şirin bir kitap. Umutsuzlara umut verecek, kağıttan kalpleri iplere dizip tüm evi donatacak kadar hem de...

Bol kalpli günler...

14 Aralık 2015 Pazartesi

Konuş Benimle / Laurie Halse Anderson



"Birine söylemeliydim belki. Söyleyip kurtulmalıydım. İçimden atıp çıkarmalıydım."

Bir kitap esas kısın ağzından, lisedeki ilk gün ile başlasa ne düşünürdünüz? Bunun bir gençlik kitabı olduğunu ve birkaç sayfa sonra esas oğlanın tüm endamıyla romana giriş yapacağını olabilir mi? İlk sayfasıyla tam da bu izlenimi verecek bir kitap Konuş Benimle (Speak) ama bir farkla! Daha ilk satırdan anlıyorsunuz, esas kızımız Melinda klasik bir karakter değil. Duvarları parçalayacak kadar derin sessizliği, aslında atılamamış büyük bir çığlığın habercisi...


"Peçeteyi kesiğe bastırdım. Kağıdın beyaz hücreleri, kırmızı akınına uğrayınca dağılıyordu. Ama acı vermiyordu. Acı veren tek şey, odanın içinde küçük serçeler gibi dolaşıp duran minik gülümsemeler ve mutluluklardı."

Melinda, liseye yeni başlayan, henüz çok genç bir kız. Tüm gençlerin neşe ve kendini arayış içinde geçirdiği günleri derin bir sessizlik ve adeta kapkaranlık bir bulutla çevrelenmiş bir ruh haliyle geçiriyor. Önceden tanıdığı tüm dostları ona karşı soğuk davranıyor. Melinda'nın önceden böyle olmadığını ise iç konuşmalarından anlamanız uzun sürmüyor, bugün neden bu şekilde olduğunu da... Öyle bir olay ki yaşadığı parçalanıyor, içine kapanıyor, çöküyor...

"Şimdi gül, zinya ya da kadife çiçeği olmak için bayağı kötü bir zamandı çünkü insanlar makaslarıyla saldırıyor ve güzel şeyleri kesip alıyorlardı. Ama bitkiler akıllıydı. Gül koparıldığı zaman yerine yenisi çıkıyordu. Daha fazla tohum üretmek için çiçek açması lazımdı."

Melinda'yı kurtaracak şey "konuşmak". İçine atıp, her geçen gün onu çürütenleri anlatarak atmalı içinden. Fakat bu o kadar da kolay değil. Neyse ki hiç beklemediği bir dost ile bir öğretmen yön veriyor Melinda'ya ve tabi daha pek çok etken. O minik ışığa yürüyor kızımız. Umut dolu o ılık ışıltıya...

"Bu yaptığın, ağaca benziyor ama ortalama, sıradan, sıkıcı bir ağaca. Hayat solu ona. Bükülsün-Ağaçlar esnektir, hemen kırılmazlar. Yara aç, eğri bir dal yap- Kusursuz ağaç diye bir şey yoktur. Hiçbir şey kusursuz değildir. Kusurlar ilginçtir. Ağacın kendisi ol."

Kelimeler bazı kitapları anlatmaya çok da yetemiyor aslında. Yalın dilinin aksine öyle derin, anlamlı ve dolu bir eser ki Konuş Benimle, aldığı tüm ödüllere hak veriyorsunuz. Sadece bir kitap değil çünkü okuduğunuz. Susmuş, cesaretsiz bırakılmış, tükenmiş bir insanın tam kurudu derken taze, minik yeşil bir yaprak çıkarıp can bulması gibi. Trajik bir olayın incitmeden, zarif kelimelerle anlatılışı bu. Yazar, kırık bir yüreği her an kırılabilecek bir kristalmiş gibi tutuyor elinde. Öyle dikkatli, öyle narin...

"Kurtulmuştum. Buradaydım. Kafam karışıktı, mahvolmuştum, ama buradaydım. Peki, şimdi yolumu nasıl bulacaktım? Ruh için de bir testere,anılarımı ve korkularımı kesip atabileceğim bir balta var mıydı? parmaklarımı toprağa gömüp sıktım. Ufak, temiz bir parçam ısınıp yüzeye çıkmayı bekliyordu. Aylardır görmediğim sessiz bir Melinda'ydı o parçam. Üstüne titreyeceğim tohumdu."

Çok özel yerleştirilmiş karakterleri, mesaj yanı kuvvetli kurgusu, orijinal kapaklı baskısı ile kusursuz bir eser Konuş Benimle. Sonu benim için bir parça havada kalsa da kitabın sonunda yazarla yapılmış röportajlar sona dair beni ikna etti. Biliyorum ki Melinda ışıl ışıl bir yolda, umutlarıyla kol kola yürüyordur. 

Üzüntünün içindeki mizahı bile yakalayabilen Melinda'yı dinleyin, ona kulak verin, sabırla konuşmasını bekleyin. O yaralarla dolu ama çok güçlü bir genç kız ve kesinlikle anlatacak çok şeyi var...

6 Aralık 2015 Pazar

Kitap Tanıtımı: Kağıttan Kalpler / Courtney Walsh




Eser Adı           : Kağıttan Kalpler

Yazar                : Courtney Walsh

Özgün Adı        : Paper Hearts

Yayınevi            : Arkadya Yayınları

Türü                   : Roman

Çeviren              : Buse Barış

Editör                 : Yasemin Büte

Sayfa Sayısı      : 456






Belki de yok olan hayaliniz sizi mutluluğa götürecektir…

Otuz yaşına girmek üzereyseniz, tek dünyanız küçük bir kitabeviyse ve aşk denen o üç harfli sözcük sizde sadece acı bir tat bırakıyorsa, hazırlıklı olun, çünkü dünyanız daha da altüst olmak üzere…

Tıpkı Âşıklar Parkı kasabasının daimi bekârı Abigail Pressman’ın olduğu gibi. Hiç ummadığı bir şekilde eline geçen bir mektup zarfının içinden çıkanlar onu bir peri masalına sürükleyecektir. Bunlar gizemli bir çifte ait olan, üzerlerinde aşk sözcükleri yazan kâğıttan kalplerdir. Abigail, gerçekten hiçbir çıkar gözetmeksizin birbirlerini seven bu çiftin kim olduğunu öğrenmeye karar verir.

Ancak yeni dükkân sahibinin gelmesiyle birlikte kitabevinin kapatılması gerçeğiyle karşı karşıya kalınca tamamen hayal kırıklığına uğrar. Bir yandan notları yazan çifti bulmaya çalışan Abigail, aşka karşı duruşunu değiştirip hayallerine ve kalbine sahip çıkabilecek midir?

30 Kasım 2015 Pazartesi

Eşekarısı Fabrikası / Iain Banks


"Hayatımızdaki her şey sembollerden oluşuyor. Yaptığımız her şey aslında hakkında biraz bir şeyler söyleyebileceğimiz bir kalıba göre işliyor. Güçlüler kendi kalıplarına göre hareket edip diğer insanları kontrol altına aldıkça, zayıflar da önceden çizilmiş bir yolu izliyorlar. Zayıflar, şanssızlar ve aptallar..."

Frank, 16 yaşında. Karmaşık bir aile yapısında, karmaşık bir karakter. Şimdiye kadar üç cinayet işlemiş. Her biri de çevresinden, yakın olduğu insanlar. Deha ve zalimliğin garip bir karışımından oluşuyor Frank. İşin ilginci içinde masumiyet de var.




"Kendi yaralarımı iyileştirmek için onlarınkini deştim."

Kitapta Frank'in hayatına birden dalıyorsunuz. Başta sıradan bir şeymiş gibi anlattığı cinayetlerin esas sebebini çözemiyorsunuz. Fakat sona doğru ilerlerken Frank'in kendine göre esas sebeplerini çözmeye, kitaptaki karakterlerin ve Frank'in hayatının enteresanlığını daha iyi anlamaya başlıyorsunuz. Kasvetli ve psikolojik gözlemleri güçlü bir kitap Eşekarısı Fabrikası. Adı ve kapağı ise içeriğiyle bir o kadar uyumlu ve sembolik. Çok ince bir kurgunun ürünü olduğunu anlamanız uzun sürmüyor.

"Artık bunların hiçbir anlamı yok. Alınacak bir intikam kalmadı, yalnızca açığa çıkması gereken bir yalan, bir aldatmaca vardı. İçimdeki değişimi çoktan görmüş olmam gerekirdi ama öyle ya da böyle görmek istememiştim... Şimdi kendimi nasıl da aptal yerine koyduğumu görebiliyorum."

Analizleri, tespitleri, sembolik yanı kuvvetli bir kitap arayışındaysanız Frank'in ağzından anlatılan bu kitabı ilgiyle okuyacaksınız. Belki esas karakterin yaşından, belki de kendi ağzından anlatmasından dolayı Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını hatırladım ara ara fakat bunun ötesinde hikaye olarak belirgin bir benzerlik yoktu. İlginç, ürpertici ve şaşırtan bir kitap arayışındaysanız Eşekarısı Fabrikası aradığınız kitap olabilir.

Sevgilerle

22 Kasım 2015 Pazar

Tess'in Gözyaşları / Pepper Winters



"Ben hastalıklıyım. Zehirliyim. Cehenneme giden kestirme yolları arşınlamak benim kaderim."

Tess, sevgilisi olan, üniversitede okuyan genç bir kız. Sevgilisiyle gittiği tatile dair hayaller kuran mutlu bir zihni var. Buraya kadar her şey normal. Fakat bir anda her şey tepetaklak oluyor. Gittiği tatilde kaçırılıyor, şiddetin her türüne maruz kalıyor ve satılıyor! Tess, artık yeni bir kaderin başrolünde. Bay Q nun zıtlıklarla dolu davranışları şaşkına çevirirken; Tess, bunca zamandır içinde gizlenmiş kimliğinin kafesini açıyor. İki hastalıklı ruhun kavuşma hikayesi bu!





"Sen benim olmayabilirsin ama ben giderek daha çok senin oluyorum..."

Tess'in Gözyaşları tür bakımından çok yoğun cinsellik ve şiddetin her türlüsünü içeren bir kitap. Üstelik yazar bu konuda çok detaylı bir dil kullanmış. Bu sebeple çok kez kitaba ara vermek zorunda kaldım. Bu bakımdan kesinlikle yetişkinlere yönelik olan kitap, herkesin okumayı tercih etmeyeceği bir nitelikte. Pembe kapağının tam aksi yönde, Grinin Elli Tonu kitabından bile daha sert, karanlık ve şiddet dolu olduğunu belirtmem gerek.

Kurgu ve karakterler olarak ilgi çekici, farklı ve başarılı bulduğumu belirtmeliyim. Tess de Bay Q da hastalıklı ve zor iki karakter. İkisinin de hem farklı hem de ortak özellikleri var. Asla ne yapacaklarını tam olarak kestiremediğiniz şaşırtıcı iki karakter.

Karanlık serisinin ilk kitabı olmasına rağmen oldukça belirgin ve çok da merakta bırakmayacak netlikte bir sona sahipti. Gelecek kitaba dair minik ipuçları verilse de çoğu detay çözüldü.

Tess'in Gözyaşları, karanlık, sert, Grinin Elli Tonu ve benzeri kitaplara ilgi duyanlara hitap edecek bir kitap. Fakat kesinlikle yetişkinlere yönelik olduğunu tekrardan belirtmek isterim! Karar sizin.

Sevgilerle

Kitap Tanıtımı: Konuş Benimle / Laurie Halse Anderson



Eser Adı                : Konuş Benimle

Yazar                     : Laurie Halse Anderson

Yayınevi                : GO!

Türü                       : Roman

Çeviren                  : Duygu Yücel

Editör                     : Nurten Hatırnaz

Sayfa Sayısı           : 304




Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?

MelindaSordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor. Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…

17 Kasım 2015 Salı

Kitap Tanıtımı: Eşekarısı Fabrikası / Iain Banks


Eser Adı            :  Eşekarısı Fabrikası

Yazar                 :  Iain Banks

Çeviren             : Zübeyde Abat

Kitabın türü     : Roman

Sayfa sayısı      : 256


“Yüzyılın en iyi 100 romanından biri." The Independent

“Blyth’ı öldürdükten iki yıl sonra küçük kardeşim Paul’ü öldürdüm, ama Blyth’ınölümü ile karşılaştırınca daha mühim,daha farklı sebeplerim vardı. Bir yıl sonra da birdenbire gelen bir istekle aynı şeyi Esmerelda için yaptım.
Şu ana kadarki skorum, üç. Yıllardır kimseyi öldürmedim, böyle bir niyetim de yok.
Öyle bir dönem geldi ve geçti.”

Sadece 16 yaşında olan Frank’in olağanüstü özel, aykırı dünyasına – kaldırabilecekseniz eğer – adım atın.

“Bu kitabı okumak cesaret ister.”Daily Express
“Dahice... Dayanılmaz... Muhakkak okunmalı.” New York Times
 “Karşınızda yeri göğü yıkabilecek bir hayal gücü.” Mail on Sunday
 “Tuhaf, korkunç, elinizden bırakamayacağınız türden.” Financial Times

11 Kasım 2015 Çarşamba

Sonsuza Dek / Kiera Cass

Bilenler bilir. Sonsuza Dek, Beni Seç (The Selection) serisinin üçüncü kitabı. Beni Seç ve Elit'ten sonra hikaye Sonsuza Dek'le netleşiyor.

(Serinin ilk kitabı Beni Seç'in yazısı için tıklayınız, ikinci kitap Elit'in inceleme yazısı için tıklayınız)

Genellikle sona yaklaşınca heyecanın zirveye ulaşmasını beklerim ben. Nedense bu seri bende tam tersi bir his yarattı. Gittikçe bunalttı, sıktı, tekrar etti, sıradanlaştı.

Esas kızımız America'nın bitmez bilmez kararsızlığı, gitgelleri ve bencil tavrı kitap boyunca beni çileden çıkardı. Aşk kavramının esas kızımızın üstünde bol bir elbise gibi durduğunu, bunun da duygusal inandırıcılığı azalttığını söylemem gerek. Karakterin sevimsizliği güzel olan yerleri de törpüledi adeta.

Kurgu ise bir türlü toparlanamamış da bir son için alelacele bir araya getirilmiş gibi hissettirdi. Açıkta kalan, netliğe ulaştırılmamış kısımlar ya da oldu bittiye getirilenler bende "Bu mu yani?" tepkisi oluşturdu. İçinde macera, aşk, distopya öğelerini barındıran ve kesinlikle konu sıkıntısı yaşamayan gayet güzel başlamış bir seri daha heyecan dolu, sıkıcılıktan uzak ve özellikle de duygusal bakımdan doygun olabilirdi. 

Meraklısı için serinin Saraydan Hikayeler-Prens ve Muhafız adıyla bir novellası yani bir nevi ara kitabı; bir de henüz Türkçe'ye çevrilmemiş The Heir isimli dördüncü kitabı ve henüz yurt dışında da çıkmamış olan The Crown isimli muhtemelen son kitabı var. Fakat okumak çok gerekli mi? Bence değil. Benim için son net, kafam rahat. Açıkçası netleştirdiğim bir sonu bulandırmak istemiyorum. Yine de siz çok sevip vedalaşmak istemezseniz sizin için sevindirici bir haber olabilir elbette.

Benim için okuduğuma memnun olduğum, sevimli, kendini okutan ama eksikleri ve karakterleri gittikçe gözüme batmaya başlayan bir seriydi. Yine de akıcılığı ile distopya severler için iyi bir seçenek. Fakat gene distopya bir seri olan Açlık Oyunları ile de bir değil der, tercihi size bırakırım.

Sevgilerle

9 Kasım 2015 Pazartesi

Fuar İçin Kitap Önerileri


TÜYAP Kitap Fuarı'na gitmeden önce yapılması gereken en önemli iş ne? Tabi ki kitap listesi! O kadar kitap arasında bir fikriniz varsa da uçup gidiyor, gözleriniz dönüyor, hepsini almak istiyorsunuz. Sakin olun, derin nefes alın ve listenizi cebinizden çıkarın:)

Okuyup beğendiğim, yanınızda olsam kolunuzdan tutup silkeleyip "N'olur sen de oku bak, çok güzel!" diyeceğim kitaplardan on tanesi burada, buyrun:


1) Satranç / Stefan Zweig

Sadece bir kez tanışın Zweig'in kalemiyle. Müptela olacaksınız!

Kitabın incelemesi için tıklayınız



2) Hayvan Çiftliği / George Orwell

Yetişkinler için bir peri masalı. Yalın dilinin ustalığına inanamayacaksınız.

Kitabın incelemesi için tıklayınız

3) Aşk Kaç Beden / Sarra Manning

Romantik kitaplarımın arasında en ama en sevdiğim kitap. Gerçekten çok özel ve anlamlı. Romantizm, aşk, aile, dostluk, hayata dair her şey...

Kitabın incelemesi için tıklayınız




4) Her Şey Seninle Başlar / Mümin Sekman


Kişisel gelişime pek de kanı kaynamayan ben diyorum ki bu kitap bir efsane!

5) Melez Sözleşmeleri Serisi / Jennifer L. Armentrout

Mitoloji mi, hem de seri demek! Yazar da tanıdık, Lux serisinin yazarı:)

(Beş kitaplık serinin henüz üç cildini okudum ama seveceğime nasıl eminsem diğerleri de elimde:))

Melez kitabının incelemesi için tıklayınız

6) Veronika Ölmek İstiyor / Paulo Coelho

Coelho'nun en sarsıcı kitaplarından biri.

7) On Küçük Zenci / Agatha Christie

Christie kurguda zirveye ulaşıyor. Dedektif hikayelerini sevenler mutlaka okumalı.

Kitabın incelemesi için tıklayınız

8) Büyü Dükkanı / Yeşim Türköz

Psikoloji içerikli bir kitap hiç bu kadar şahane olmamıştı. İncecik ama çok anlamlı.

Kitabın incelemesi için tıklayınız

9) Yeraltından Notlar / Dostoyevski

Dostoyevski'nin insan zihninin kıvrımlarındaki seyahatine hayran kalacaksınız.

Kitabın incelemesi için tıklayınız

10) Empati / Adam Fawer

Biraz bilim kurgu, biraz macera. Ağzım açık okudum!

Herkesin okuduğu bir tarz vardır. Mutlaka en az biri size uyacaktır diye düşünüyorum.

Şimdiden keyifli okumalar

Sevgilerle

7 Kasım 2015 Cumartesi

TÜYAP Kitap Fuarı İzlenimlerim / 2015


Çaylar, kahveler tamam mı? Herkes hazır mı? O zaman "Ayaklarım zonk zink" temalı yazıma başlayabilirim. Hepimizin bildiği üzere 7-15 Kasım tarihleri arasındaki TÜYAP Kitap Fuarı bugün başladı. Sabahı zor ettiğimi söylememe bilmem gerek var mı? Tabi ki koştum gittim. Yolu bilmeyenler için hemen söyleyelim, metrobüsün Beylikdüzü yönündeki son durağında inerek fuara ulaşabilirsiniz. Zaten akın akın herkes oraya gidiyor:)

Fuarın girişinde salonları ve yayınevlerinin dağılımlarını gösteren haritalar mevcut. Mutlaka edinin çünkü ihtiyacınız olacak. Fuar o kadar geniş bir alanda ki ister istemez kayboluyorsunuz. Salonların arasında kaybolmadan önce gitmek istediğiniz yayınevlerini haritada işaretlemeniz zaman kazandıracaktır. Gerçi ben harita ile de milyon kez kaybolmayı başardım ama kendi başarısızlığım deyip geçiyorum:)

Gelelim indirimlere. Evet, indirim vardı. Peki yeterli miydi? Bence, hayır. Hepimiz biliyoruz ki, kitap alınabilecek çok fazla yer, takip edilebilecek hayli indirim var. Bu çerçevede yapılan indirimler, birkaç yayınevi dışında, cazip gelmedi. Arkadya Yayınları Sarah Jio kitaplarında 5 TL kampanyası yapmıştı ve ciddi bir kalabalık vardı. Standın yanına bile yaklaşamadım desem yeridir. Özellikle gençlerin severek takip ettiği Dex Yayınları'nda pek çok kitapta 5/10 TL kampanyası gördüm. Aspendos Yayınları'nda gözüme 3 kitap 20 TL kampanyası ilişti. Ayrıntı Yayınları, Alfa Kitap, İş Bankası Kültür Yayınları ve YKY'de %25; NTV Yayınları'nda %30; Can Yayınları'nda %20 indirim vardı. Martı Yayınları standında da kitaplar 10 TL civarındaydı. Antik Batı Klasikleri'nde belli kitaplarda %50 indirim vardı. Nemesis Kitap'ta 10 TL kampanyası vardı. İndirimler genel olarak %20-30 aralığındaydı.


Benim fuara giderken zaten aklımda olan kitaplar vardı ( TÜYAP Kitap Listem yazım için tıklayınız) Her zaman olduğu gibi tam anlamıyla sadık kalmasam da listemle uyumlu bir alışveriş yapmış oldum. Aldıklarım:

1) Korku / Stefan Zweig

2) Yakıcı Sır / Stefan Zweig

3) Otomatik Portakal / Anthony Burgess

İş Bankası Kültür Yayınları'ndan bu üç modern klasiği edindim.

4) Öteki Ben / Dostoyevski

5) Ev Sahibesi / Dostoyevski

6) Beyaz Geceler - Uysal Kız / Dostoyevski

Yeraltından Notlar ile tanıştığım Dostoyevski'nin kalemini, ruhsal analizlerini öylesine beğenmiştim ki daha fazla gecikmek istemedim. Antik Batı Klasikleri'nde bu eserlerde %50 indirim vardı.

7) İçimizdeki Şeytan / Sabahattin Ali

Hep istediğim ama hep ertelediğim bir kitaptı. Merakla okuyacağım.

İlk günden miydi bilmiyorum ama yıllardır gittiğim fuar bu sefer bana çok fazla kalabalık geldi ve bunaldım.Özellikle öğleden sonraki saatlerde doldukça doldu. Erken saatlerde (fuar sabah 10.00 da açılıyor) ve hafta içi gitmek kalabalıktan sakınmak adına çözüm olabilir.

Fuara dair daha çok şey söylenebilir ama dolu dolu geçirip, ayaklarınızı hissetmediğiniz bir günün sonunda yüzünüzde sadece şapşal bir gülümseme kalıyor. Mutluluk işte, daha ne denebilir ki... Dilerim sizin fuar ziyaretiniz de keyifli geçer.

Sevgilerle

2 Kasım 2015 Pazartesi

TÜYAP Kitap Fuarı Listem


Ve ve ve işte o yazı burada! "Beklerim yolunu aylar boyunca. Yeter ki gel bana senede bir gün!..." özlemiyle beklediğimiz zaman geldi çattı: TÜYAP Kitap Fuarı. Bu yıl 34. kez düzenlenecek olan İstanbul'daki fuar 7-15 Kasım tarih aralığında gerçekleşecek. Hani bazen çok mutlu olursunuz ama yeterince anlatamazsınız ya tam olarak o durumdayım şu an. Koşa koşa, ağzım kulaklarıma varmış bir gülümsemeyle gideceğim. Fazla mutluluktan dilim tutulmuş bir halde, muhtemelen milyon kez fuar alanında kaybolup bin kez aynı standın önünden de geçeceğim:D Binlerce kitapla aynı çatının altında, kitapseverlerle buluşmak, belki hiç tanımadığımız insanlarla bir kitabın sohbetini yapmak harika olacak. Kitap almak da güzel ama fuar dışından da alınabilir. Benim için esas olan bu havayı solumak...

Bak yine konuşurken kendimden geçmişim:) Konuya döneyim. Gidecek herkesin aklında tek soru var şu aralar: "Hangi kitapları alacağım?" Rasgele alışveriş etmek de bir seçenek tabi, ki ben de bayılıyorum ama yine de zaman dar, gezilecek alan çok geniş. Bu yüzden ne olur ne olmaz diye her seferinde olası listemle gidiyorum. Tabi ki tamamıyla uymuyorum ama hayli rehber olup, zamandan tasarruf sağlıyor. Bu seneki amacım daha çok modern klasiklere yer vermek. Eh indirimler de güzel olursa nasıl seviniriz:) Ne de olsa artık pek çok kitap satışı yapan yerde indirimler hayli iddialı olabiliyor. Fuardaki indirimler umalım da yüzümüzü güldürsün de eli kolu kitapla dolu dönelim.

Ve işte kitap listem:

1) Yakıcı Sır / Stefan Zweig

2) Korku / Stefan Zweig

3) Karmaşık Duygular / Stefan Zweig

Stefan Zweig'in kalemini çok severim. Haliyle eksik kitaplarımı da tamamlamak istiyorum. Şimdilik üç tane daha:)

4) Otomatik Portakal/ Anthony Burgess

5) Martin Eden / Jack London

6) Ermiş / Halil Cibran

Modern klasiklerden sayılan bu eserlerin oldukça övgü dolu yorumlarını okudum. Daha fazla geç kalmadan okumalı.

7) Açlık / Knut Hamsun

Sanırım okumaya geç kaldıklarımdan. Bir an önce kavuşmalı.

8) Felsefenin Kısa Tarihi / Nigel Warburton

Felsefe dediniz mi akan sular durur. Bayılırım. Kısa, net ve baştan sona tüm felsefeyi anlaşılır bir şekilde anlatsın diye diye bu zamana geldim. Umutluyum kendisinden:)

9) Kendime Yeni Bir Ben Lazım / Miranda Dickinson

Bir tanecik de romantik kadın romanım olmasın mı? Kendini yeniden keşfeden kadın romanlarını çok seviyorum. Hayatın koşturmasına umut dolu, tazecik bir mola oluyorlar.

Şimdilik benim listem böyle. Alacaklarım kim bilir neler olacak. Eh onları da alınca anlatırım artık. Bekleyin beni merakla. Fuar izlenimleri yazım da olacak yakında:)

Sevgilerle

25 Ekim 2015 Pazar

Amok Koşucusu / Stefan Zweig

Bir kez, sadece bir kez Stefan Zweig'in kalemiyle tanışmış biriyseniz diğer kitaplarını konularına dahi bakmadan alırsınız. O denli emin olursunuz iyi bir eser okuyacağınızdan. Güvenim boşa çıkmadı, yine yanıltmadı kalemiyle Zweig beni. Hep yaptığı gibi çarptı, dağıttı, oturduğum yere çaktı.

191 sayfalık kitaba yedi öykü var. Kitap, öykülerden hayli çarpıcı olan Amok Koşucusu'nun adını alıyor. Her öykü "ölüm" temasında buluşuyor. Her bir karakter de öykü de hem birbirine çok benziyor hem de hiç. Sokakta yanından geçip fark etmeyeceğimiz ya da herkesin gözü önünde olup aslında hiç tanınmayan karakterlere dair öyküler bunlar. Herkesten, her şeyden öyküler. Zweig, insan zihninin, psikolojisinin derinliklerine öyle bir sızmış ki tahlillerini hayranlık ve merakla okuyorsunuz. Özellikle psikoloji meraklılarının kitaplarını çok beğenerek okuyacağını düşünüyorum.

Daha önce de yazarın kitaplarını okuduğumdan ister istemez bir kıyaslama yaptım okurken. Başta benim için bir Satranç olmasa da sona geldiğimde fikrim değişti. Kıyaslama yapamayacağım şekilde her öyküde eşsiz ve yoğun bir tat vardı. Öyle ilginç karakterler seçmiş ki yazar, hepsinde ayrı bir merak duydum. Karakterler adeta nakış inceliği ve detaycılığıyla işlemişti.

Amok Koşucusu şahıs betimlemeleri, psikolojik analiz ve tespitleri ile durağan bir anın bile gözlerinizin önünden su gibi akıp gitmesini sağlıyor. Sicim sicim örülmüş kelimelerin arasında dolanmak, insan zihninin kıvrımlarında ilginç bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız Amok Koşucusu tam aradığınız kitap. Kesinlikle tavsiyemdir.

Sevgilerle

23 Ekim 2015 Cuma

Noktalarla Terapi / Gareth Moore



Stresli hayatlarımıza çocuklar gibi şen olacağımız yöntemler çıktı yakın zamanda. Önce boyamalara heves ettik, şimdi de nokta birleştirmelere. Uzak değiliz nokta olayına aslında. Hani çocukken bulmaca sayfalarında minik nokta birleştirmeler olurdu ya ( ki ben bayılırdım:) ) işte onların daha büyük ve zorlu hali.

Noktalarla Terapi'de her desende birleştirilmeyi bekleyen yaklaşık 1000 nokta var. Desenler ise çeşitli. Hayvanlar, doğa, mimari desenleri gibi herkesin zevkine göre bulabileceği 30 bulmaca mevcut. Üstelik bitirdikten sonra dilerseniz boyayabiliyorsunuz.




Kitabın olumlu yanları neler?

*Kitabın başında noktaları nasıl bir sistemle birleştireceğini anlayan açıklayıcı bir sayfa mevcut. Kolay ve net bir anlatımı var.










* Boyamada yeterli sabrı gösteremeyenler nokta birleştirmeyi daha çok sevecektir. Daha az zaman alıyor ve çok da özenli davranmayı gerektirmiyor.









* Noktaları birleştirirken hata yapsanız bile karmaşık yapısı sebebiyle göze çarpmıyor (ki ben bolca yaptım. Hele ki boyarsanız siz bile fark etmiyorsunuz:) )



*Kitabın en arkasında bulmacaların yapılmış hali var. Bulmacanızı seçerken ya da hata yaptığınızda yardım açısından bakılabilir.









* Bulmacaların arka sayfaları boş. Bu da istediğiniz kalemle,arka sayfada iz kalır mı tedirginliği yaşamadan bulmacayı yapmanıza olanak sağlıyor.



*Noktalar farklı renklerde verilmiş. Bu size renk konusunda yol gösterdiği gibi, bulmaca bittiğinde deseni daha anlamlı hale getiriyor.










* Sayfa ebatları hayli büyük. Geniş bir çalışma alanı sağlıyor.






* Birkaç kişi birlikte yapması hayli eğlenceli:)












Olumsuz yanları neler?

* Sayfa ebatlarının büyüklüğü kitabı yanında taşımak isteyenler için zorlayıcı olabilir.

* Noktalar hayli küçük, bu da göz yoruyor.

* Açık renklerin kullanıldığı noktaları görmek zor olabiliyor.










Bulmacaları yapanlara / yapacaklara önerilerim neler?

Noktalar hayli küçük ve detaylı olduğu için ince uçlu bir kalem kullanmanızı öneririm. Pilot kalemle olumlu netice aldım. Bitirdiğinizde boyamak isterseniz  toz /kuru/ soft pastel kullanabilirsiniz. Hem geçişli bir görüntü sağlıyor hem de dağılan yapısıyla geniş alanları hızlıca boyamanıza olanak sağlıyor.




Fotoğraflarda da göreceğiniz gibi hayli bulmacayı bitirdim ve oldukça eğlendik. Eğlendik diyorum çünkü bazılarını ailece müptela olmuş şekilde bütün gece kitabın başına üşüşerek yaptık ki birlikte bir etkinliğin içinde yer almak çok güzeldi. Bolca keyiflenip, çokça güldük. Belki de Noktalarla Terapi derken sadece dinginliği değil yüzümüzde oluşan gülümseme, içten bir kahkahadan da söz etmişlerdir. Kimbilir:) Anlayacağınız bana, bize çok iyi geldi Noktalarla Terapi. Bu tarz bulmacaları seviyorsanız sizlere de tavsiyemdir. Keyifli bulmacalar:)


Sevgilerle