27 Aralık 2014 Cumartesi

Yalnızca Yalnızım ve Günaydın Gece kitapları / Mehmet Ali Kılınç

"Birbirimizi ne zaman anlarız biliyor musun? Aynı hüznü sen de yaşadığında, senin de gecelerin acılarla çok uzun geçtiğinde, sözlerinin senin için yazıldığına inandığın duygusal bir şarkıya takılıp kaldığında, göğüs kafesine koca bir ağrı çöktüğünde, mutluluğun, senin için gerçekleşmesi imkansızlaşan bir hayal olduğunu düşündüğünde, etrafındaki onca kalabalığa rağmen, elini tutabilecek birinin olmadığı gerçeğiyle yüzleştiğinde... Birbirimizi en çok nasıl anlarız biliyor musun? Senin için çektiğim acıyı, bir başkası için çektiğinde..."

Günaydın Gece/ Mehmet Ali Kılınç


Hafta sonunun ruhuna aykırı bir şekilde sabahın köründe uyandım bu sabah. Elimde sıcak çay kupam, dışarıda kasvetli yağmur havası size bu yazıyı yazıyorum. Havalardan mı bilmiyorum ama çok da şen şakrak değilim bu aralar. Hal böyle olunca bir umut deyip Mehmet Ali Kılınç'ın sosyal ağlarda çokça söz edilen, her yerde kitaptan bir alıntısıyla karşılaşıp "Tam da öyle!" dediğim Yalnızca Yalnızım ve Günaydın Gece kitaplarını bir solukta okuyuverdim.

Yalnızca Yalnızım ve Günaydın Gece duygusal, aşk ağırlıklı kısa yazı ve sözlerden oluşan iki kitap. Yalnızca Yalnızım yazarın ilk, Günaydın Gece de ikinci kitabı olsa da birbirinden bağımsız okuyabilirsiniz. Açıkçası ben Günaydın Gece'yi çok daha fazla sevdim. Bunda yazarın cümlelerinin etkisini ilk kitaba göre daha çok hissetmem etkili olabilir. Fakat neticede bu tarz duygusal kitaplarda hangi hissin sizi yakalayacağını bilemezsiniz. Tamamen bir kapılma ve an meselesi.

"Hak ettiği kadar değer verecekmişsin herkese. Ve en önemlisi de seni hayatının sonuna kadar yanında taşımaktan korkan birini meğer hiç mi hiç sevmeyecekmişsin." Günaydın Gece/ Mehmet Ali Kılınç

Kitaplarda yazarın taze, gelişmeye açık dilini hissediyorsunuz. Yalın, anlaşılır, yormayan cümleleri var. Yazıların da kısa kısa, bağımsız bölümler halinde olması kitapların başladığınız gibi bitmesini sağlıyor. Neden bu kadar okunuyor sence bu kitaplar derseniz sebebi yoğun dili ya da derin tespitleri diyemem. Buna cevabın yalınlığı, samimiyeti ve "Evet, ben de böyle hissettim." hissini yakalaması olur. Hepimizin tek bir derdi var aslında: anlaşılmak. Yazar da bunu veriyor: "seni anlıyorum" hissini. Yeryüzünde bizi anlayan, bizim gibi hisseden birilerinin olduğu düşüncesini sahipleniyoruz aslında bu kitaplarda. Bununla rahatlayıp, mutlu oluyoruz.

"İnsan bazen, aşık olabileceği birini değil de... Her şeye rağmen yanında durabileceği, birlikte ağlayabileceği, birlikte gülümseyebileceği birine ihtiyaç duyuyor. Ve o kişi bir türlü hayatımıza uğramıyor." Günaydın Gece/ Mehmet Ali Kılınç


Yazarın kalbinden geldiği gibi, hisleri en yalın haliyle yansıttığını fark ediyor, içinden akan ne varsa önünüze koyduğunu hemen anlıyorsunuz. Kitaplardaki bu samimiyeti; yormayan, zorlamayan içtenliğini seviyorsunuz. Okuduklarınız size bazen merhem, bazen deşilen yaralar oluyor ama en çok da umut oluyor. Kelimeler kabuklanmış yaralarınızı tek hamleyle kanatsa da, sonunda tazecik bir umutla sarıveriyor açtığı yaraları. İçinizi boğan bir kasvete hapsolmayıp; tatlı, sıcak, umut dolu bir ışığın altında kitaplarla çıktığınız yolculuğu sonlandırmış oluyorsunuz. Kitaplara dair en sevdiğim yanlardan biri bu oldu.



"Bazı kadınlar hep gülümser... Gidersin gülümser, acı çeker yine de gülümser... ama bizler etrafa savurduğu tebessümlerin altında ne büyük bir acının yattığını, içinde yaşadığı savaştan her geçen gün ne kadar çok yara aldığını, gülümserken "İyi değilim!" demek istediğini göremeyecek kadar körleşir ve buna sebep olduğumuzu anlamayacak kadar insanlıktan çıkarız..." Yalnızca Yalnızım/ Mehmet Ali Kılınç

Şüphesiz her yazı, her söz herkeste aynı hissi yaratmaz. Çoğu, eser geçer içinizden. Sonra bir tanesi gelir, sessiz sakin dururken nokta atışı yapar size. Bence bu yazılardan en az bir tanesi tam da böyle yakalayacak sizi. "Yorgunum, anla beni ama en çok da bana anlat kendimi" diyorsanız bu kitapları okumak için doğru zamanda olabilirsiniz. 

Sevgilerle